• DOLAR
    7,8191
  • EURO
    9,1923
  • ALTIN
    477,41
  • BIST
    1,1746
Zeynep Bayraktutan
Zeynep  Bayraktutan
bayraktutanzeynep@gmail.com
YAZMAK
  • 0
  • 22 Şubat 2020 Cumartesi
  • +
  • -

Zeynep BAYRAKTUTAN

Yazmak

Sartre der ki: ‘Yazar edebiyat ortamındaysa, yani yazıyorsa,
özgürlüğün hep tehlikede olduğu bir dünyada, özgürlüğü belirtme ve ona seslenme görevini üstüne almış demektir. Bu ortama girmeyen yazar suçludur. Sade suçlu olmakla kalmaz, çok geçmeden yazar olmaktan da çıkar.’ Bu iddialı söz çağdaş dünya yazarlarından,  yaşamını yazarlık, sanat ve felsefe kuramcılığı üzerine şekillendirmiş bir düşünüre ait ise,
şüphesiz mesleği yazarlık olan biri için, önemli çağrışımlar bırakmaktadır. O halde bir yazar, yazmak ve yayınlamakla sorumludur.

Uzun zamandır Tiyatro Yazarlığı’ndan uzak kalmış gibi
görünsem de, oyun eleştirileri yazarak tatmin olduğumu söyleyebilirim. Ancak Bandırma Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetimine girmemle birlikte, benden köşe yazmam istendiğinde, yıllar önce birkaç gazetede yayımlanan köşe yazılarımı hatırlayarak, çok özlediğimi düşündüm.

Yazmak disipline eder insanı, hele bir de köşe yazısı yazıyorsan. Baskıya yetiştirmek, yayımlatmadan önce defalarca kontrol edip,
yazım hatalarını düzeltmek, günceli takip etmek, daha fazla okumak,  ister istemez bir düzen getiriyor insan yaşamına. Ama en önemlisi, yazarken özgür olabilmek… Asıl mesele bu… Hangimiz ne kadar özgürüz?  Ya da ne kadar özgür olmalıyız? Gazeteciliği ve sanatçılığı bu noktada birbirine çok benzetiyorum.
Topluma ayna tutan ve düzene hep eleştirel gözle bakan bir sanatçının çağdaş sorumluluk
bilinci,   üslubu doğru,  kalemi düşündürücü bir gazeteciyle aynıdır.

Haberin hayatla özdeş olduğu inancıyla yola çıkan bir gazetecinin amacı
okuyucuya ulaşan haberle, gerçeğin arasındaki mesafeyi kısaltmak olmalı.

Haberi ve olayları tarafsız aktarırken, yorum yaparken de, düzenin değil
toplumun yararını gözetmeli.

Kısacası altını çizerek, vurguladığımız bu özellikler kalemi eline alan, okuyucuya ulaşan her gazetecide olmalı. Hemen aklıma Atila İlhan’ın bir sözü geldi.

” Çoğu zaman üç beş kişi için yazdığımızı sanırız, onlar
bizi okumazlar.
Asıl seslendiklerimiz, hiçbir zaman tanımayacağımız, başka üç beş kişidir.”

Umuyorum Basın Gazetesi’ndeki ‘Hayatın İki Yüzü’ yazılarımla
o hiç tanımadığım üç beş kişiye ulaşır ve onlara dopdolu bir içerik
sunabilirim.  Tiyatronun gülen ve ağlayan yüzünün yaşamın ta kendisi olduğunu vurgulayarak, Hayatın İki Yüzü’nde zaman
zaman gülüp ağlayacağımız, sanattan, kültürden, doğadan sohbet edebileceğimiz
yazılarımla ben burada olacağım. Sizleri de beklerim. Lütfen yorumlarınızı
kendinize saklamayın…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
hayat

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM