Basın Gazetesi
GAZİ ATATÜRK EŞİTTİR!!!
Sosyal Medyada Paylaş
23 Nisan 2020
admin

GAZİ ATATÜRK EŞİTTİR!!!

orhan orgarun köşe
Orhan ORGARUN

Bazı medya organlarında denildiği gibi; Gazi Atatürk “Haşa” dinsiz olsaydı bile, bunca yenilen hakkından, bunca alınan günahından sonra tertemiz olurdu.

Gazi Atatürk’e yapılan iftiraların ardı arkası oldu olası kesilmiyor.

Her geçen gün aynı mesnetsiz iddiaları ısıtılıp ısıtılıp kamuoyuna, milletin önüne takdim edilip sunuluyor.

Halbuki, Gazi Atatürk zaten görüp görebileceğimiz en temiz, en samimi inançlı bir kişi; ailesi de görebileceğimiz en temiz en pak sülale..

Kir sahibi olanları, hamuru necasetle yoğrulanları tanımanın en basit yolu ise gayet basit:

TURNOSOL ATATÜRK… Ecnebilerden emir mi alıyorsun, tarafın EMPERYALİZM, tarafın en kanlı KAPİTALİZM Mİ; çıkar O’na karşı saydırır da durursun.

Tarafın şayet bu MİLLET ise, bu millete var olma hakkını borçlu olduğu GAZİ ATA’SINA sahip çıkarsın.

Bu, o kadar kolay “İKİ ARTI İKİ DÖRT” netliğinde bir denklemdir!

Atatürk eşittir VATAN!

Atatürk eşittir DEVLET!

Atatürk eşittir MİLLET!

Atatürk eşittir BU MİLLET!

Atatürk eşittir BU MİLLETİN İNANCI!

MÜSLÜMAN vefa sahibidir, MÜSLÜMAN güzel ahlaklı olandır.

Ama 2020 yılında hali hazır bugün MÜSLÜMAN olmadan İSLÂMCI olanlar, bu en büyük ihaneti bu millete, bu milletin kültürüne, bu milletin inancı olan İSLÂM’A yapmaktan çekinmiyorlar!

Babanız bir katilin elinde öldü ölecek, bir cesur kişi gelip babanızı katilden kurtarıyor, hem de ona en güzelinden bir ev, rahatça bir yaşam olanağı sunuyor, siz de babanızdan mirasen bu hayatı yaşıyorsunuz; ardından çıkıp ta size bu iyiliği yapana “DİNSİZ” diyorsunuz dil uzatıyorsunuz…

ADAMA EN BASİTTİNDEN NAMERT DERLER!

Dün, Gazi Atatürk’ün bu millete yaptığı iyilik bu, kirli dillerini, kirli feslerine sığınarak bugün O’na dil uzatanların yaptığı da bu değil mi?

Atatürk’ün mübarek annesi Zübeyde Hanım’ın lakabı MOLLA idi, O’na MOLLA ZÜBEYDE denirdi.

Molla ne demek hadi bir araştırın da anlayın, bu ayna misali zatta, bu tertemiz yürekle, hangi kir odakları kendisine bakıyor da ettiği onca iftiradaki pisliği görüyor!

Zulmün karşısında susan zalim, cinayete susan katil, yalana susan yalancı ise, Atatürk’ün zatında, O’nun peşinde bu ülkeyi gâvur çizmesinden, gâvur tecavüzünden koruyan şanlı, namuslu dedelerimize yapılmaya çalışılan bu saldırılara, bu ihanete susanın adı da HAİNDİR!

Allah, Mustafa Kemal Atatürk’e, annesine ve babasına gani gani rahmet eylesin!

Samimi bir Müslüman Türk’e düşen bu safiyane duadır.

Bugün, dünyadaki zulmüne, terörüne, aynen devam eden emperyalizmin hedefine uyarak bu milletin babasına yapılan her aşağılık saldırı aslında içinde, ‘BİTTİ’ denilen, ‘HASTA’ bellenen bu millete, “ALLAH BİR KURTARICI NASIL GÖNDERİR, NASIL BU MİLLETİN BİR SAHİP ÇIKANI DA OLUR” BU BİR KUYRUK ACISIDIR!

Asıl Mevzu, Allah’ın bu millete gönderdiği kurtarıcının şahsı değil!

Asıl mevzu, ALLAH’IN BU MİLLETE BİR KURTARICI GÖNDERMESİDİR!

Gazi Atatürk’ün bilinmeyen manevi hayatı..

3. ayları idrak etmeye çalıştığımız bugünlerde Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN, Recep, Şaban ve Ramazan ayına ne derece önem verdiğiyle ilgili kaynakları da daha ileriki günlerde siz değerli okurlarımla paylaşacağım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Vatanına, Milletine bağlı ve Peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.v.) sevdalı inançlı bir Müslüman’dı.

Bu şekilde yetişmesinde en büyük etken şüphesiz annesi olan MOLLA ZÛBEYDE’DİR.

Atatürk onun sayesinde daha çocukluk yaşlarında din eğitimini aksatmamış yüksek bir algılayışı ve öğrenme gücü sayesinde kısa bir sürede neredeyse tüm duaları ezbere okuyacak hale gelmiştir.

Atatürk, C. H. Sherriel’in kendisiyle yaptığı röportajda, çok küçükken bir ay boyunca Sıbyan Mektebi’ndeki din hocasının eve gelip ona annesinin arzu ettiği Kur’ân eğitimini verdiğini söylemiştir. Dini konulardaki bilgisi arttıkça daha çok ilgi çekmeye ve sevilmeye başlamıştır.

Bu durumu fark eden Mustafa, her fırsatta çevresindekilere dini bilgilerini göstermenin yollarını aramıştır. Örneğin o günlerde zaman zaman evine çağırdığı hocalara mevlid okumuştur.

Bu arada Kur’ân okumayı öğrenmiş ve namaz kılmaya başlamıştır. Ali Fuat Cebesoy, harp okulu yıllarına ait hatıralarında namaz konusuna şöyle değinmiştir:

“Bir gün öğle namazından çıkarken Mustafa Kemal elimden tuttu, yanımızdan geçmekte olan Ali Fethi’ye (Bana söz etmiş olduğum arkadaşını), Salacaklı Ali diye tanıttı.

Mustafa Kemal’in öğrencilik yıllarında, özellikle Ramazan aylarında bazı yakın arkadaşlarıyla birlikte Selanik’te Kasımi’ye Camii’nde Teravih namazlarını kıldığı anlaşılmaktadır.

Bir keresinde Ramazan ayı okulların tatil olduğu zamana rastlamıştı. Bütün öğrenciler Selanik’te toplanmışlardır. Harp okulu öğrencisi Mustafa Kemal, candan arkadaşları eczacılık okulu öğrencisi Ahmet Numan ve Mühendislik okulu öğrencisi Asaf ile birlikte Ramazan ayı boyunca hemen her gece Mithat Paşa Caddesi’nden Kasımiye Camii’ne kadar olan yolda gezmişler ve namaz vaktini beklemişlerdir.

Kasımiye Camii’nde Teravih namazı büyük bir muhabbet içinde kılınırdı. O yıl üç arkadaş teravih namazlarını bu cami de kılmışlardır.

Atatürk Edirne’de Fırk’a (Asker tümeni.) Kumandanı olarak görev yaptığı sırada Cuma namazlarını Selimiye Camii’nde kılmıştır. Burada yine bir Cuma namazında tanıştığı hafızla arasında şöyle bir konuşma geçmiştir:

“Oğlum, terbiye görmüş güzel bir sesin var. Okuduğun ezanı çok beğendim ve duygulandım. Seni tebrik ederim. Oğlum, Edirne’de kaldığım süre içinde ben Cuma namazına hangi camiye gidersem, sen de o camiye gelecek iç ezanı okuyacaksın.”

Şimdi o hafıza kulak verelim:

“Hafta içinde yaveri Ali Rıza Bey beni arayarak Mustafa Kemal’in Cuma namazı için Selimiye Camii? ne gideceğini benim de orada hazır bulunmamı Kur’ân ve Ezan okumamı, ayrıca durumun cami görevlilerine de bildirildiğini söyledi. Namaz çıkışı yine maiyeti ile beni bekleyen Mustafa Kemal’e selam verdim, elini öptüm. Bana Oğlum!” Bugün yine bizi yaktın. Gelecek haftaya hangi camiye gidersem, sende oraya geleceksin” dedi.

Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı yıllarına ait anılarında namaz kıldığını bizzat ifade etmiştir:

“Bir gün namazdan evveldi. Bir sabah Başkumandan Vekili Enver Paşa, İzzet Paşa, Vehip Paşa ve Balkan Muharebesini idare etmiş büyük kumandanlarla namaz vaktini bekliyorduk, namazdan sonra Naci Paşa, zatı şahanenin özel salonunda beni görmek istediğini bildirdi…

Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı yıllarında da namaz kılmıştır. Örneğin 24 Mart 1922 Cuma gününe ait notlarında, “CUMA NAMAZINDA HAFIZ, ULU CAMİİ’NDE MEVLİD OKUDU” ifadesini kullanmıştır.

Mustafa Kemal, 13 Haziran 1919 günü Cuma namazını Amasyalılarla birlikte Sultan Beyazîd Camii’nde kılmıştır. Müftü Tevfik Efendi, Mustafa Kemal Paşa’nın kendisinden önce camiye girmesi için ona yol göstermiştir. Yine Mustafa Kemal TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920’de Ankara Hacı Bayram Camii’nde Öğle ve Cuma Namazlarını kılmış, 7 Şubat 1923’te de Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde minbere çıkıp; “ALLAH BİRDİR, ŞANI BÜYÜKTÜR. HZ. MUHAMMED (S.A.V.) O’NUN KULU VE ELÇİSİDİR” diye söze başlayarak bir HUTBE vermiş ve cemaatle birlikte namaz kılmıştır.

Esasına baktığımız zaman yüzde doksan dokuzu Müslüman olarak ifade edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin fertleri olarak bizler hala Gazi Atatürk’ün Müslüman olduğunu ispatlamaya çalışıyorsak bunda suç bizim değil bilakis bu FİTNEYE kapılan bazı çevre ve kesimlerin zehrinden daha fazla insan zarar görmesin diyedir!

En önemlisi de bu ülkeyi ne kadar zor şartlar altında düşman işgalinden kurtarıp bizlere miras bırakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e VEFA BORCUMUZDANDIR.

Ona ne kadar dua etsek azdır. Dikkat ederseniz O’na ve ailesine iftira ve hakaret edenlerin bu DÜNYA DA İKİ YAKASI BİR ARAYA GELMEMİŞTİR, ŞÜPHESİZDİR Kİ AHİRETTE DE GELMEYECEKTİR.

Ruhu ve Bedeni Şad Olsu

Etiketler

Bir Yorum Bırak

Tüm Hakları Saklıdır ©2020