• DOLAR
    6,8645
  • EURO
    7,7555
  • ALTIN
    398,08
  • BIST
    1,1287
TÜRKİYE EKONOMİYLE SAVAŞTA BİR TEK GAZİ ATATÜRK’Ü ÖRNEK ALSIN YETER…

TÜRKİYE EKONOMİYLE SAVAŞTA BİR TEK GAZİ ATATÜRK’Ü ÖRNEK ALSIN YETER…

10Bunları biliyor musunuz? * Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) temelinin atılması için ilk emrin Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk tarafından verildiğini biliyor muydunuz? * Gazi Atatürk’ün dünyada “BAŞ ÖĞRETMEN” sıfatıyla tek lider olduğunu,

 

Bunları biliyor musunuz?

* Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) temelinin atılması için ilk emrin Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk tarafından verildiğini biliyor muydunuz?

* Gazi Atatürk’ün dünyada “BAŞ ÖĞRETMEN” sıfatıyla tek lider olduğunu,

* Bir geometri kitabı yazdığını… Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (TÜRKÇE) isim babasının bu yazdığı kitapla bizzat Gazi Mustafa Kemâl olduğunu,

* Bir röportajda “BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE ÜYE OLMAYI DÜŞÜNÜR MÜSÜNÜZ?” diye sorulur:

Gazi Atatürk: ”ŞARTLARIMIZI KOYARIZ, KABULLERİNE BAĞLI. BİZ MÜRACAAT ETMEYİZ üye olmak için DAVET gelirse düşünürüz!”

BM Yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke biz oluruz!

* Yıl 1938, Gereral McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi, birden çok sıkılır ve yanında duran yüzyirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der:

“Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim.”

* Yıl 2000, ABD Başkanı’nın milenyum mesajından bir alıntı: “Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemâl Atatürk’tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir.”

* Yıl 1938, Ata’nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirden alıntı: “Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemâl gibi lider getirir.”

* Norveç dilinde “ATATÜRK GİBİ OLMAK” diye bir deyim olduğunu,

* Kurtuluş Savaşında rütbe alan birçok kadın askerlerimiz var. Ama dünya tarihine geçen tekbir Üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Gazi Atatürk tarafından atanmış Üsteğmen Kara Fatma,

* “ATATÜRK ÇİÇEĞİ”nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın’in koyduğunu bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını,

* Yunan Başkomutanı Trikopis’in ölene kadar, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet Bayramında Atina’daki Türk Büyükelçiliğine giderek, Atatürk’ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu,

* “MİMBER” adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayınlanan gazete ilk defa SANSÜR kelimesi geçtiğini,

* Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı vasiyetinde mezartaşına yazılmasını istediği metni bırakmıştır. Diyor ki:

“BÜTÜN ÖMRÜM BOYUNCA TÜRKİYE’NİN LİDERİ MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK’Ü ANLAMIŞ VE UYGULAMIŞ OLMAKTAN DOLAYI MUTLU OLARAK ÖLDÜM,”

Niçin?

Gazi Mustafa Kemâl, “BAŞKANLIK SİSTEMİ”ni niçin istemedi?

TBMM Genel Kurulu, Cumhurbaşkanlığı süresinin 7 yıl olmasını, Cumhurbaşkanlığının (kısaca, Gazi Mustafa Kemâl’in) Meclisi Dağıtma yetkisine sahip kılınmasını ve Başkomutanlık yetkisi taşımasını acaba nasıl reddetti?

Hitler dönemin Almanya ve Avusturya’sını terk eden 142 bilim adamı, niçin Batı’nın gelişmiş ve varlıklı ülkeleri dururken Türkiye’ye gelmeyi tercih ettiler?

Bilim adamlarını güç koşullar içindeki bir geri kalmış ülkede on yılı aşkın süre hizmet etmeye iten temel gerekçe acaba neydi?

GAZİ ATATÜRK, RESMİ YA DA ÖZEL HİÇBİR DIŞ GEZİYE ÇIKMADIĞI HALDE;

Dünyanın birçok tanınmış devlet adamını, yoksul ülkesinin Devlet Başkanını ziyaret etmek için kuyruk yapmaya iten temel koşullar neler olabilir?

Afgan ve İngiliz Kralı’ndan İsveç Veliahtı’na Voroşilov’dan Fransız Başbakanı’na, İran ve Rus liderlerine kadar, acaba bir DİKTATÖRÜ GÖREBİLMEK İÇİN Mİ TÜRKİYE’YE GELMİŞLERDİ?

Sina Akşin’in de anımsattığı gibi 1920’lerde eski dünyada Avrupalı olmayan ve bağımsız kalabilmiş dört ülke bulunuyordu. Ama Türkiye dışında kalan Çin, Habeşistan ve İran zaman içinde istilaya uğradılar. Mussolini’nin bir demeci, bu ortamda Türkiye’de çok tedirginlik yaratmıştı. Bunun üzerine Mussolini, Türk Büyükelçisi ‘ne hemen şu mesajı hızlıca verdi:

“TÜRKİYE, BU KAPSAMIN DIŞINDADIR. ZİRA BİR AVRUPA ÜLKESİDİR.”

İtalyan diktatörünün bu düzeltmeyi yapmak gereğini duyduğu koşullarda, 60 yıl öncesinin Türkiye’si acaba niçin bugünkünden daha AVRUPALI SAYILIYORDU?

Bu ülkede yaşayan her insanın bağımsızlığını ve demokrasini borçlu olduğu insan: ATATÜRK…

Gençliğinde kot pantolon giyememiş.

Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kıran bir sinema filmine gidememiş…

Padişah ona Trablusgarp Cephesi’nde görev verdiğinde, LÜKS UÇAK ŞİRKETİNİN, FİRST CLASS KOLTUĞUNDA VİSKİSİNİ YUDUMLAYARAK GÖREV YERİNE GİDEMEMİŞ…

Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej eşliğinde MERCEDES’LERLE GEZEMEMİŞ ANADOLU’YU…

Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak basan ayağında spor ayakkabısı yada kovboy çizmesi yokmuş…

Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş…

Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir’den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar.

Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, KENDİSİNE SUİKAST GİRİŞİMİNDE BULUNACAKLARI DA CEP TELEFONUNDAN ÖĞRENEMEMİŞ!

Gazi Atatürk için çok üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Paşa için Safiye Ayla’dan bir istek parçası isteyemeden gitti…

Lozan zaferinden sonra veya Cumhuriyet’in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atmadı.

Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.

Gazi Atatürk’e acıyorum…

Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir. Aaaah… ah…

Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mersedesini alıp, şöyle bir Emirgan turu çekmek dururken…

Bunları yapmadı Gazi Atatürk… Keyif çatmadı… Tüm hayatını ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı…

İşte onun için çok büyük adamdı, Gazi Atatürk her fırsat elinde vardı. O ise sadece bu milletin bağımsızlığını istedi.

Bütün suçu ne imiş?

Bütün suçu iki kadeh rakı içmekti o kadar…

Yukarıdaki yazı adının açıklanmaması gereken bir ortaokul öğrencisinin yazdığı bir okul duvar yazısıdır.

Gerçi bu yazının yazıldığı duvarı görmek isterimdim, duvar yerindemidir acaba!

Hiç zannetmem; Bu yazıyı yazan genç gerçek tarihi okuduğu okulun duvarına yazmış.

Kimi manitasının ismini yazar, kimi kalan şafağını tertibini yazar. Kimi şiir yazar, kimi argo yazılar yazar bunlar yaşadığımız ülkenin cadde ve sokaklarında gördüğümüz olağan manzaralar.

Bu yazıyı yazan kardeşimiz bir farkındalık yaratıp çarptırılmak bozulmak istenen bazı tarihi gerçekleri bir hattat ustası gibi duvara not düşmüş!.

YAZAR: Orhan ORGARUN

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?