• DOLAR
    7,3399
  • EURO
    8,6494
  • ALTIN
    452,13
  • BIST
    1,1789
Murat Sert
Murat  Sert
mrt.srt@hotmail.com
Bordro Mahkumlarının Geleceği Kıdem Tazminatı
  • 0
  • 20 Haziran 2020 Cumartesi
  • +
  • -

Halkımızın büyük bir çoğunluğu bordro mahkumudur, ay sonunu ucu ucuna denk getirir kıt kanaat geçinip bir gün emekli olacağımız günlerin hayalini kurarız. Çünkü emekli olunca hala gücümüz kuvvetimiz yerindeyken, sağlığımız el veriyorken, hayatımızın geri kalanında çalışırken yapamadıklarımızı yapmak imkanına kavuşacağız. Yıllarca verdiğimiz emeklerin meyvesini yiyeceğiz elimize toplu bir para geçecek. Kimimiz ev alacak, kimimiz çocuklarının düğün masrafını karşılayacak, kimimiz de yıllarca hayalini kurduğu aktiviteleri gerçekleştirecek, belki de bir kısmımız toplu para ile borçlarını ödeyecek. Bu para bordro mahkumlarının geleceğidir hayat sigortasıdır.

Türkiye’de sosyal güvence sistemi yıllardır tartışılmaktadır, çünkü ortada sigorta şirketlerinin çok büyük bir rantı vardır. 1990’larda sosyal güvenlik alanında devlet varlığını ortadan kaldırmak, özel sektörün bu pazara girmesini sağlamak amacıyla Milli Reasürans T.A.Ş.’nin tekeli ve sigorta aracılarının Türk olma zorunluluğu kaldırıldı. Sigorta sektörünün gelişmesi için tarife sistemi değiştirildi, özel sigorta şirketlerinin faaliyet alanı genişletildi, yabancı sigorta ve reasürans şirketlerine, serbestçe kurulma imkanı sağlandı, devlet teşvikleri ve güvenceleri getirildi. Bu kolaylıklar karşısında Türkiye’ye giren yabancı sigorta şirketleri kısa sürede pazar paylarını yükselttiler.

2001 yılında “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu” çıkarıldı. Bu yasa ile emeklilik sisteminde yabancılara gün doğmuştu. Devletin sosyal güvenlik sistemini çökertip ele geçirmeye çalışan odaklara, 200 milyar dolarlık emekli pazarından pay verilmişti. BAĞ-KUR, Emekli Sandığı ve SSK, SGK adıyla birleştirildi. Bu birleşmede alacaklar toplanamadı ve prim affı getirildi, bu nedenle SGK ciddi açıklar vermeye başladı. Havuzdaki paralar emeklileri destekleyemeyeceği için emeklilik yaşı 2008’de 65’e çıkarıldı, artık mezarda emeklilik garanti olmuştu.

Yabancı sigorta şirketleri mezarda emekliliği sevinçle karşılarken çalışan kesimin kendilerini tercih etmemesinden muzdariptiler. Sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilme süreci sağlıklı işlemiyordu. Bu sefer emeklilik maaşlarını yarı yarıya düşüren katsayı yasası gündeme geldi. Emeklilik pazarından pay kapmak isteyen sigorta şirketleri, emeklilik maaşlarının düşürülmesiyle çalışan kesimin kendilerini tercih edeceğinden emindiler, ama yine olmadı.

Türk halkı ödediği SGK primleri ile emekli olma konusunda ısrarcıydı, bu sefer BES dayatması geldi. Üstüne üstlük bir de devlet bu yabancı şirketlere BES teşviki adı altında milyarlarca dolar ödedi. Otomatik katılım ile pek çok çalışan BES sistemine geçirilmişti. Ancak kısa süre sonra çalışanlar bu yabancı şirketlerin emeklilik sistemlerinden çıkmaya başladı. SGK’yı bypas edip yok etme süreci işlemiyordu. Yapılacak tek şey kalmıştı o da zorla BES, yani şu günlerde konuşulan tamamlayıcı emeklilik sistemi. Milyonlarca çalışan tamamlayıcı emeklilik sistemi ile sigorta şirketlerinin ağına düşürülecek.

Artık devlet emeklileri sırtından atmak istiyor durum kısaca bu, ama ortada bir sorun var emeklilerin ve emekli adaylarının alacakları ne olacak. Hükümet bu parayı ödemek istemiyor, çünkü artan kamu harcamaları ve savunma harcamaları söz konusu. İşveren kesimi de bu işten rahatsız onlar kendi üzerilerindeki sorumluluğu devlete ve çalışana yüklemek istiyor.

Tamamlayıcı emeklilik sistemi için zorunlu ve tercihli olmak üzere iki ayrı model konuşuluyor. Tercihli model yasalaşırsa çalışanlar şu an yürürlükte olan kıdem tazminatı sistemini tercih edebilecek ya da yeni sisteme geçecekler. Zorunlu model yasalaşıp uygulanmaya geçerse çalışanların brüt ücretlerinden kesilen yüzde 3’lük kısım her ay tamamlayıcı emeklilik sistemi hesaplarına aktarılacak. İşveren payı yüzde 5.33’lük kısım ise yine işveren sorumluluğunda kalacak. Ön görülen yeni sisteme göre çalışanlar 60 yaşına kadar kıdem tazminatı alamayacak. Sadece ilk konut alımı, evlilik ya da ağır hastalık gibi durumlarda birikimlerinin yüzde 10’unu çekebilecekler. 60 yaşına geldiklerinde ise hesaplarında biriken paranın ancak yüzde 25’i peşin olarak alınabilecek. Hesapta kalan para ise aylık maaş olarak verilecek.

Kıdem tazminatı çalışanların bir güvencesidir, bunun kaldırılması fona devredilip arada kaynatılıp hiç edilmesi teklif dahi edilmemelidir. Pek çok çalışan için çocuklarının rızkıdır, geleceğidir. İşsiz kaldığı zamanların kara gün dostudur. Kıdem tazminatı bir işveren yükümlülüğüdür ve dolayısıyla işveren açısından işçi çıkarmayı zorlaştırıcı bir unsurdur, işçiler için en önemli iş güvencesidir.

Fon adı altında toplanan paraların ne olduğu gün gibi ortadadır. İşsizlik fonu, deprem fonu, toplu konut fonu amacı dışında kullanılarak tüketilmiş hükümetlerin bütçe açıklarını kapama aracı olmuştur. Aynı şekilde fona devredilen kıdem tazminatı hakkı yıllar sonra eriyecek EYT’liler gibi yeni mağduriyetler yaratacaktır.  Kıdem tazminatları ile oynamak ülkenin sosyal yapısına dinamit koymaktan farksızdır. Yıllarca işçinin hakkını gasp edenlerin, işçinin birikimlerini talan edenlerin, yanlış politikalarla sosyal güvence sistemini çökertenlerin hatalarının bedelini kıt kanaat geçinen ay sonunu zar zor getiren kesim ödememelidir. Kıdem tazminatı sadece sendikaların değil tüm çalışanların kırmızı çizgisidir ve bu çizgi aşılmamalıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM