• DOLAR
    6,8653
  • EURO
    7,7609
  • ALTIN
    398,26
  • BIST
    1,1295
Murat Sert
Murat  Sert
mrt.srt@hotmail.com
Buzdağının görünen yüzü
  • 0
  • 29 Haziran 2020 Pazartesi
  • +
  • -

Dünyayı etkisi altına alan covid 19 salgını bulaşıcılığından henüz bir şey kaybetmiş değil. Virüs üzerinde çok sayıda inceleme ve çalışma yapılsa da henüz covid19 hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değiliz. İlk vakanın ortaya çıkması ve dünyaya yayılmasının ardından küresel çapta ülkeler ve sağlık kuruluşları gerekli aksiyonu hızlı bir şekilde yerine getirdiler. Dünya hala ilk salgının tesiri altında ve her geçen gün vaka sayısı hızla artıyor. Salgın ile mücadele etmenin en etkili yolunun filyasyon çalışması ve kişisel önlemler olduğunu biliyoruz. Ancak ne var ki sadece bir vakanın bile olması küresel salgının sürmesi için yeterli.

İlk vakanın ortaya çıkması ve ilk bulaşmanın gerçekleşmesi üç beş kişi ile sınırlıydı. Günler içinde hastalık taşıyan bu üç beş kişi önce ailelerine sonra iş arkadaşlarına ve ardından temas ettikleri diğer insanlara bulaştırdı. Bulaşma hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz ve covid19’un hayvan taşıyıcılar üzerindeki etkilerini bilmiyoruz. Çalışmalarda atık sularda ve bu suların döküldüğü nehirlerde covid19 izine rastlanıldı. Hiç kimse deniz sularında covid19 un yaşayamayacağının garantisini veremiyor. Hatta güneş radyasyonu bile covid19 üzerinde pek fazla ölümcül etkiye sahip değil. Eğer güneş ve UV ışınları covid19 üzerinde yeterli tesire sahip olsaydı bugün kırk dereceyi bulan sıcaklıkları ile ılıman ve tropikal kuşaktaki ülkelerde bu hastalık görülmezdi.

Çoğumuz kullandığımız maskelerin ve dezenfektanın işe yaradığını düşünüyoruz aslında bu kısmen doğru. Kullandığımız çoğu dezenfektan ve maske bizi psikolojik olarak rahatlatmaktan öte gidemiyor. Açıkçası yaşanılan salgın karşısında elimizde etkili bir silah yok, sadece erken teşhis ve hızlı kontrol ile bu hastalığın başkalarına bulaşması engelleniyor. Ayrıca virüsün bulaştığı kimselerde çeşitli ilaçlarla bir RNA virüsü olan covid19’un üzerindeki reseptörler ve protein molekülleri bloke edilip insan bağışıklık sisteminin bu virüsü temizlemesi ve daha fazla hücreye yerleşip çoğalmaması için dua ediliyor.

Şu ana kadar enfekte olupta kurtulan insanlar sizleri aldatmasın, eğer size bulaşırsa sizin kurtulup kurtulamayacağınızın garantisini hiç kimse veremez. Sadece işiniz Allah’a kalmış herkesin biyomoleküler yapısı farklılık gösterebilir ve ilaçlara karşı duyarlılığı farklı olabilir. Bu nedenle tedbiri elden bırakmamak herkesin kendi yararınadır.

Salgının bitişi sadece bir umuttan ve olasılıklardan ibarettir, halen aşı çalışmaları devam ediyor. Tek umudumuz etkili bir aşının geliştirilmesi ve covid19 un mutasyon ile ölümcüllüğünü yitirmesi. Bugün var olan pek çok virüs geçmiş yüzyıllarda oldukça ölümcüldü fakat yıllar hem insanı bağışıklık olarak güçlendirdi hem de söz konusu virüsler değişime uğrayıp insan üzerinde etkisini yitirdi.

Salgının ilk ortaya çıktığı ülkeler sahip oldukları imkânlar ile hastalığın yayılmasını tolere edebildi, ancak ekonomik açıdan ciddi zarar gördüler. Fakat dünyadaki pek çok ülke gelişmiş ülkelerin imkânlarına sahip değil ve herkes bu gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlar kadar şanslı değil. Az gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler kıt imkânları ile hastalık ile baş etmeye çalışıyor. Dünyadaki ülkelere bakarsanız, Türkiye’den başka diğer ülkelere yardım elini uzatan başka bir ülke de yok gibi. Her ülke korumacı davranıp içe dönmüş durumda. Bazı ülkeler ise ekonomik sistemlerinin ayakta durması uğruna hastalığın yayılmasına göz yumuyor. Açıkçası küresel bencillik ve ekonomik bağımlılık hastalığın dünya üzerinde dolaşmasına imkân tanıyor.

Peki, ne olacak; ülke ekonomilerinin ayakta durabilmesi ve sosyal yaşamın devamı için üretimin ve ticaretin sürmesi şart. Her ülke kendi kendine yetemiyor ve pek çok konuda dışa bağımlı ülkelerin sayısı oldukça fazla. Salgın sürdükçe kaynaklar tükeniyor ve toplulukların dayanma gücü azalıyor. Güçlü ülkeler fakir ülkelere göre salgın ortadan kalkana kadar daha uzun süre dayanabilir. Ancak fakir ülkeler bir noktada vatandaşlarına olan desteği çekmek ve herkesi kendi kaderi ile baş başa bırakmak zorunda. Brezilya örneği ortada, Brezilya devlet başkanı Bolsonaro kendi ülkesindeki ekonomik işleyişin sürmesi için covid19 ile mücadelede tedbirlerini esnetti ve vaka sayısı bir milyonu aştı. Aynı şey ABD için de geçerli, ABD’de hayat olağanca hızıyla sürüyor ve vaka sayıları iki milyonun üzerinde. Geçtiğimiz aylarda New York’ta yasakların kalkması için pek çok insan eylem yaptı. Çünkü çalışamıyor para kazanamıyor ihtiyaçlarını karşılayamıyorlardı. Aynı şeyi bizler de yaşadık karantina sürecinde iş yerlerimiz kapandı işlerimiz aksadı fakat ödemelerimiz aynen devam etti.  İşte bu yüzden ülke ekonomileri ve sosyal yaşam virüsle burun buruna yaşamak zorunda.

Virüs gerçeği ile yaşama zorunluluğumuz domino etkisi yaratarak zayıf ve fakir ülkelerden güçlü ülkelere doğru ikinci ve daha güçlü bir küresel salgına zemin hazırlıyor. Aslında bugüne kadar yaşadığımız çoğu şey henüz başlangıç. Ülkeler korumacı davranıp içe dönüyor, bu yüzden küresel ticaret hacmi ciddi oranda azaldı. Bankaların nakit akışlarında ciddi düşüşler görülüyor, şirket iflasları ve işsizlik beklenilen bir durum. Covid19 tedbirlerinin esnetilme zorunluluğu salgının yaşam sürecini uzatıyor. İşte bu sürecin sosyal, ekonomik ve siyasi sonuçları bizlere yeni bir dünyanın yeni bir miladın başlangıcı ile ilgili ipuçları veriyor.

Güçlü devletler ve halklar pek çok süreci daha az sancılı geçirirken, bağımlılığı yüksek ve gelişmekte olan ülkeler kıtlık, salgın, sosyal patlama ve ekonomik krizler ile mücadele etmek zorunda kalacaktır. Güçlü devletlerin kendi çıkarları için bu ülkelere müdahale etme zorunluluğu bazı itilafları gündeme getirecektir. Ekonomik ve sosyal nedenler, ticaret merkezlerinin ve pazar alanlarının kontrol altına alınma ihtiyacı, şirketlerin ve ülke ekonomilerinin ayakta kalabilme zorunluluğu, ülke yönetimlerinin artan baskı ve kontrol sürecini hızlandıracaktır.

Domino zincirinde ilk taş Çin’de devrildi, Avrupa ve Amerika derken şu an Latin Amerika ve Afrika ülkeleri salgından nasibini aldı. Salgında görülen ilk etkiler halen sürerken ve henüz normalleşememişken ikinci ve daha büyük etkiler Latin Amerika, Afrika ve Ortadoğu üzerinden gelecektir. İlk başlarda Çin’de kısıtlı bir bölgede çok az bir vakanın sebep olduğu küresel salgın, bu sefer sayıları yüzbinleri bulan vakalar ile pek çok merkezden daha büyük bir salgın olarak geri dönecektir. İlk seferde imkânlarını mevcut salgın için kullanan ülkeler ikinci ve daha büyük dalgada ciddi kaynak sıkıntısı yaşayıp çok ciddi kontrol önlemleri almak zorunda kalacaktır. İkinci salgında ülkelerin başarı şansı maalesef oldukça düşük bu nedenle bu zamana kadar gördüklerimiz yaşadıklarımız sadece buzdağının görünen yüzü. Umarım bu benim karamsar düşüncemdir ve sahip olduğumuz teknolojik imkânlar salgın ile baş edebilmemiz için gereken çareleri bize sunar…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM