• DOLAR
    7,2942
  • EURO
    8,6076
  • ALTIN
    449,69
  • BIST
    1,1789
GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK…

GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK…

Atatürkçü Kimdir? Atatürkçülük ülkemizde özellikle genç kesim tarafından çok mu çok yanlış anlaşılmıştır! Atatürkçü olmak; ATATÜRK’ÜN İMZASINI DÖVME YAPTIRMAK, MİLLİ BAYRAMLARDA YAKAMIZA ATATÜRK ROZETİ TAKIP, BAŞIMIZA “ATAM İZİNDEYİZ!” bandanaları bağlamak ile asla olmuyor!

Gerçek Atatürkçülük bağımsızlık temelinde, ülkemizin refah seviyesini arttırmak onu ileriye taşımaktır. Andımızda da denildiği gibi”… Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir…”

Atatürkçülük; zifiri karanlığın içinde kaybolmuş Türk halkının yolunu aydınlatan bir meşaledir. Bir ülkenin küllerinden dirilişi, aklın ve bilimin harmanlanarak bize sunulmasıdır. Atatürkçü olmak her yiğidin harcı asla değildir.

İlk önce araştırıp, anlamak gerekir sonrasında ise empati kurmak, kendine; “ACABA ATATÜRK NEDEN BÖYLE SÖYLEMİŞ?” diye sormak ve doğruyu iyice bulmaktır. Farabi şöyle diyor; “ÖNCE DOĞRUYU BİLMEK GEREKİR. DOĞRU BİLİNİRSE YANLIŞ DA BİLİNİR AMA ÖNCE YANLIŞ BİLİNİRSE DOĞRUYA ULAŞILAMAZ.”

Türk halkını Atasından uzaklaştırmak amaçlı ve dışarıdan destek alan hainler tarafından Atatürk hakkında ne yazık ki birçok iftira atılmıştır. Hatta bu iftiralardan bazıları sözde Atatürkçüler tarafından kabul görmüş, işlerine gelmiştir. Bu nedenle de doğru Atatürk’ü bulamamışlardır. Doğruyu bulmak için aklı kullanmak kadar bir o kadar da iyi niyette olmak gereklidir!

Atatürk’ün Uludağ Gecesi toplantısına teşrifleri ile Ankara Halkevi’ndeki Bursalı gençler bir sevinç yumağı oluşturarak Atatürk’ün etrafında toplanmışlar ve kendisi ile bir süre eğitim ve tarih konularında sohbet etmişlerdi.

Bu sohbetten sonra Atatürk Bursalı gençlere hitaben diyor ki:

“Arkadaşlar! Bu gece buradaki toplantımızı ve benim hakkımdaki derin duygularınızı Celâl Bayar çok güzel ve canlı bir anlatımla bana bildirdi.

Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe söz vermişsiniz. İşte ben özellikle bu sözden çok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, YORULMADAN NE DEMEK? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman bile durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir.

Yorgunluk her insan, her yaratılmış için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevî bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür!

Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlâtları, yorulsanız bile beni takip edeceksiniz. Ben bu akşam buraya yalnız bunu size anlatmak için gelmiş bulunuyorum. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği amaca, bizim yüksek idealimize, durmadan yorulmadan yürüyecektir. Biz de bunu görmekle mutlu olacağız. Şimdi çocuklar eğleniniz.”

Atatürk, insan doğasında yorulmanın var olduğunu söylerken, yorulsa bile insanı dinçleştirecek olan tek şeyin maneviyat olduğunun altını çiziyor. Bu konu ile ilgili merhum Prof. Dr. Haydar Baş’ın çok da sevdiğim bir sözü vardır; “BİZ TÜRKİYE’DE MANEVİYATI UNUTTUK. Bunlar bize unutturuldu. Şimdi hiç ilgisi olmayan İngiliz ajanları da ‘MANEVİYAT EHLİYİZ’ diyor!

Şahsen Türkiye’de beni üzen nokta budur. Şimdi ben sizden söz istiyorum, bütün maddi ve manevi değerlere sahip çıkmaya söz veriyor musunuz.”

Atatürk, Türk gençliğinden çok ümitlidir. Gençliğe hitabede, vatanımızın muhafızlığını biz Türk Gençlerine bıraktığını ve tüm umutsuz şartlara rağmen pes etmeyip Bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetimizi kurtarmak için mücadele etmemiz gerektiğini ne bir şekilde ifade ediyor.

Gençliğe Hitabenin son sözü ise oldukça dikkat çekicidir; “MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA, MEVCUTTUR!”

Gençliğin sığınacağı hiçbir maddi dayanak kalmadığında, Türklüğünde ve maneviyatında bu gücü bulacağını söylüyor. ”ASİL” sözcüğünün gençliğe özgüven verdiği de ayrı bir gerçektir. Maalesef,

Atatürkçülüğü dinsizlik ile bağdaştıranlar kendi içimizde var. Laiklik yanlış anlaşılmış hatta Atatürk düşmanları tarafından yanlış anlaşılmaya itilmiştir. Atatürkçülük asla dine karşı değildir. Dine karşı olmadığı gibi bizlere din ve vicdan özgürlüğü tanınmış ve güzel dinimizi hür bir şekilde yaşayıp ibadetlerimizi yapmamız için uygun bir ortamı da sağlamıştır.

“Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk).

Peki, neden Laiklik?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, dininin İngiliz işgal kuvvetleri tarafından kullanıldığını çok iyi biliyordu. Osmanlı Devleti’ni çökerten CÜBBELİ SARIKLI İNGİLİZ ajanlarını tanımış, dinin emperyalist güçler tarafından kullanıldığını görmüştü. Dinin ve kutsal kavramların üzerindeki siyasi ve ticari amaçları ortadan kaldırmak istedi ve Allah ile kul arasındaki kutsal bağın korunması için laikliği getirdi. Dinin kullanılmasının önüne geçti. Atatürk bununla birlikte hem İslam’a hem de vatanımıza sahip çıkmıştır!

Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün İslam’a sayısız hizmeti olmuştur. Kur’ân’ın Türkçe tefsiri için Elmalılı Hamdi Yazır’a vazife verdi. Kimi küçük denemeler dışında, Kur’ân’ın Türkçe çevirisi, Atatürk zamanına dek yapılamamıştı. Anadolu halkı Arapça bilmiyordu. İnsanlar dinini anlamadan yaşıyordu. Oysa Kur’ân’da “Şüphesiz ki biz size âyetleri anlayasınız diye gönderdik!” denilmiştir.

Sahte din adamları tarafından cahil halk sömürülüyor, din adı altında insanlara dinle alakasız, istedikleri her şeyi yaptırıp, kullanıyorlardı. Dini istismar ediyorlardı. Bu sebeple Atatürk, Kur’ân’ın Türkçe çevirisinin yapılmasını istedi. Atatürk Kur’ân-ı Kerim’in herkes tarafından okunup anlaşılabildiğinde dinsel yönden gerçek bir aydınlanma olacağını düşünüyordu.

Böylece kavrayan, anlayan ve sorgulayan beyinler bir daha istismar edilemeyecekti!

Kur’ân’ın ve hadislerin o zamana dek çevirilerinin yapılmaması ile İslam dinini halktan bilinçli biçimde uzak tutulduğunu anlayabiliyoruz.

Buhari’nin kayda aldığı hadisler de Kâmil Miras tarafından çevrildi. 12 cilt halinde bastırıldı. Bu eserin 1928’deki ilk baskısı 10.000 adetti. Gazi Atatürk’ün isteğiyle Kur’ân-ı Kerim tefsiri ve Buhari hadisleri Türkiye’nin her yanında bedelsiz olarak dağıtıldı. Camiler kütüphaneler ve Halkevlerinde raflara konuldu. Artık Türk Milleti, her yerde kolayca bu kaynaklara ulaşabiliyor ve öğrenebiliyordu. Gazi Atatürk bizleri bâtıl anlayışlardan uzaklaştırıp akla ve bilime yöneltti.

O zamana dek binlerce bâtıl inanış, sanki din kuralı gibi dinin içine sokuşturulmuştu. Maddi zorluklara rağmen, Osmanlı’nın yapmadığı, tarihi değerleri olan camilerin restorasyonuna başladı. Eski ve yıkık dökük durumda kalmış eserler tamir edildi.

Diyanet İşleri Başkanlığını kurdu. Atatürk tarafından Başkent Ankara’da gerçek manada din adımı yetiştirmek için İlahiyat Fakültesi kuruldu. Ülkenin imam gereksinimini karşılamak için eğitim kurumları açıldı. “BİZİM DİNİMİZ AKLA VE BİLİME AYKIRI HİÇBİR KONUYU İÇİNDE BARINDIRMIYOR.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk).

Atatürkçülük aynı zamanda tam bağımsızlık demektir. Atatürk, vatan topraklarını işgal eden düşmanlara karşı özgür ve bağımsız dimdik bir duruş sergilemiş; “Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” demiştir.

Ezilmiş milletlere de ilham kaynağı olmuştur. Hindistan’ın, Libya’nın, Pakistan’ın, Cezayir’in ve Mısır’ın emperyalizme karşı direnişinin temelinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık anlayışı ve başarısı yatmaktadır!

“Gerçek Atatürkçülük;

Vatandaşa, Vatana, Bayrağa ve Devlete değer vermektir!

Emperyalizme karşı çıkmaktır, Manda ve Himayenin kesin reddidir. Bize verilmiş olan hakları anlayıp araştırarak vazifelerimizin farkına varmak ve hakkımıza sahip çıkmaktır. Sünni, Şii, Alevi ayrımı olmaksızın bir olmaktır, Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs. etnik ayrıma gitmeden ‘TÜRK MİLLETİ’ diyebilmektir.” (Merhum Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk).

Türk gençliğinin gerçek Atatürk’ü tanımasına olanak sağlayan da Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocadır. Şahsen ben ve siz okurlarım hepimiz kendisine borçluyuz. Teşekkürler ruhun şad olsun…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
ata cübbeli orgarun sarık

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?