• DOLAR
    7,2942
  • EURO
    8,6076
  • ALTIN
    449,69
  • BIST
    1,1789
İncilâ Çalışkan
İncilâ  Çalışkan
bandirmagazetecilercemiyeti@hotmail.com
Penceremde Kuşlar
  • 0
  • 14 Temmuz 2020 Salı
  • +
  • -

“Bu sabah altıda uyandım. Yem verdim penceremdeki kuşlara. Önce serçeler geldi. Kendinden önce yavrularını besleyenler de vardı. Elektrik direklerinde tombul kumrular. Yuva mı yapacaklar ne, durmadan çöp taşırlar gün boyu pencere kenarlarına, benim mandal kutusunun üzerine göz koydular.  Güvercinler çatılarda dem çekiyor. En son kumrular geldi yemlenmeye. Telaşsız, dingin, birbirine sokuluşlarla, pencere mermerine koyduğum yemleri yediler.

Kargalar koca sesleriyle çatılarda bir o yana bir bu yana uçtular. Belli ki bir telaşları vardı. Belki düğün eyler kargalar elektrik tellerinde, telefon tellerinde… Balkonda çamaşırlık konaklama yerleri… Körfez aydınlandı. Deniz suları menevişlendi… Martılar balıkçı teknelerinin peşinde sefere çıkıyor… Düşlerinde hamsi var. Sardalye da olur. Yeter ki balık dolsun ağlara… Bu yıl avlanma mevsimi bereketli başladı… Bir de poyraz esiverse… Lodos çekilmiyor bu sıcakta.

Beyaz bir yelkenli kenti selamlayıp mavi sularda kuğu gibi süzüldü… İstanbul’a mı yönü? Adalara doğru dümen kırdı. Balıkçı tekneleri seferden dönüyor bir, bir… Arkalarında beyaz martı sürüsü… Çığlık çığlığa… Balıkçı teknelerinde gördükleri balıkların peşindeler… Bunların hepsi bedavacı, kendileri avlanmaz! Nasılsa balıkçı kuşlara kıyamaz, suya avuçla atar avladığı balıkları.

Berzah taraflarında Belkız yöresi, fabrikaların uzakta kalan görüntüleri ve baca dumanları görünüyor hafiften… Fabrikaların önünden geçen yolda, Erdek’ten gelen araçlar sıra sıra dizilmişler… Karşıda, Kapıdağ yarımadasının kıyılarındaki köyler… Güneş doğarken önce köyleri aydınlatır. Rutubet yoksa daha net görünür yollar, kırmızı kiremitli evler. Geceleri bu köylerin ışıkları karşımızda parıldayıp durur… Balkondan sabaha kadar bakarım bazen. Bazı geceler ay ve Venüs de gelir beni seyreder karşımdan. Ben keyifle kitap okurum en sessiz saatlerinde gecenin.

Kapıdağ yarımadası ormanları, dağların görkemini artırır. Köylerin deniz kıyısındaki çay bahçeleri, şimdi çayın kokusuyla sabah mahmurluğunu henüz atanlara kucak açar. Feribot saati yakın. İskelede bekleşenler sevdiklerinin özlemiyle heyecanlıdır her zaman…

Dalgakıranda kedileri besleyen Gül Hanım, elinde su şişesi, yiyecek torbası, taşların üstüne bir şeyler koyarak yürüyor. Peşinde kedilerle köpekler… Kediler, iki kişi durup konuşunca geçenlerin paçalarına sürtünüyor…

Amatör balıkçılar dalgakıranın taşlarına oturmuş, şakalar, kahkahalar. Kulaklıkla radyosunu dinleyen de var. Yem takarken oltalara, gülüşüp söyleşenler de var. Gazete kâğıdını sermiş taşın üstüne peynir, ekmek, şişeden içilen su, karı- koca,   kahvaltı yapıyor. Akılları ve gözleri oltanın ucunda yakalanacak balıklarda…

Yürüyüşçüler bu sabah tempolu adımlarına devam ediyor. Hepsinin şöyle düşündüğü anlaşılıyor: “Kaç gram zayıflamışımdır acaba bir saattir güneş gözümün içinde yürüyorum,” Bunların eve gidince ilk işleri, tartıya binmek olur. Feribotun dalgası, taşlara oturanları ıslatınca bu ahenk bozulur gibi oldu ama bağırış, çığırışlardan, gülüşlerden sonra dalgakıran dünyası yeniden kuruldu.”

( Daha önceki baharda yazdığım günlüğümden aldım bu paragrafları. Korona yüzünden henüz bu zenginlik yaşanamıyor. Yakında dalgakıran ve çay bahçeleri eski hareketli günlerine döner umarım.)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM