• DOLAR
    7,7268
  • EURO
    9,0799
  • ALTIN
    470,28
  • BIST
    1,1728
İncilâ Çalışkan
İncilâ  Çalışkan
bandirmagazetecilercemiyeti@hotmail.com
İstanbullu Arzu Hanım
  • 0
  • 02 Eylül 2020 Çarşamba
  • +
  • -

İncilâ ÇALIŞKAN

Arzu, İstanbul Üniversitesi mezunu, İstanbullu bir Türk kızıdır. Almanca’yı en iyi düzeyde biliyor. Avusturya’da dil, Almanca. İsteklilere Türkçe dersleri veriyor. Ayrıca Türk iş­çilerinin mahkemelerde, yeminli tercümanlığını da yapıyor. Karı-koca uyuşmazlık davalarında yaptığı gönüllü tercümanlık sırasında, Türk erkeklerinden baskı gördüğünü, hatta telefonla tehdit edildiğini anlatıyordu:

“Türk kocalar, eşlerinin şikâyetlerini mahkemede olduğu gibi hâkime aktarmamı istemiyorlar. Ama ben ürkmüyorum. Türk kadınlarına cesaret ve destek ver­meye devam ediyorum.”

Anadolu kadını, yurdundan uzak, dilini zor öğrendi­ği bir ülkede, ağır işçi olarak çalışsa, eve kocası kadar para getirse de yine özgür de­ğil! Mahkemede bile kendini savunamıyor dil bilmediği için. Kocası­nın baskısı, yaşam yükünden daha ağır omuzlarında! Evine verdiği parasal katkının hiç bir değeri yok, ayrıca kendisinin de değeri yok!

Arzu’nun eşi Stephan(şitefan), on yıl İstanbul’da Avusturya Lisesin’de öğretmenlik yapmış. Şimdi Bregenz’de öğ­retmenliğini sürdürüyor.

Avusturya’ya gelirken İstanbul’da karşılaştığımız taksi şoförünün hak etmediği parayı isteyen tavrını an­latıyoruz. Arzu da çocukları ile İstanbul’a tatillere gidiş­lerinde aynı yüksek ücret istekleriyle karşılaştığını ve şoförlerle kavga ettiğini anlatıyor. Bizi sakin sakin dinleyen, iyi bir gözlemci eşi Step­han şöyle diyor:

“İstanbul şoförleri, öyle az kazanırlar ki! Tra­fik karmakarışıktır, kent yolları bozuk ve dardır. Araba­lar çok çabuk yıpranır. Benzin sık aralıklarla zam görür. Garantileri, sigortaları ve destekleri yoktur.”

Bu derin düşünceli tavır bizi kendimize getiriyor. Haksız kazanç istenmesini, hiçbirimiz hoş görmesek de olaylara bir de karşı taraf açısından bakmayı aklımıza getiriyoruz!

Sevgiyi ve barışı çocukların yüreğine çok erken ek­mek gereklidir. Bunun pek çok yolu var. En kısa ve etki­li yol ise müzik. Çocuk şarkılarını tanıtmak, sevdir­mek, benimsetmektir.

Stephan işte bunu yapmış. Elimizde Türk çocuk şarkılarından oluşturduğu geniş kapsamlı kitabı var. Özenilerek hazırlanmış.

Şarkıların notaları, sözleri, ilgili açıklamalar Türkçe ve Almanca verilmiş. Kendisinin çektiği ilginç fotoğ­raflar da sayfaları süslüyor.

Stephan Unterberger “Lider der Türkei” (Türkiye’den Şarkılar) kitabında şöyle diyor:

“Kültürler arası öğrenmenin en önemli yolların­dan birini, müzik oluşturur. Aynı grup içindeki ayrı kültürlerin çocukları, müzik eşliğinde şarkı söyleye­rek, dans ederek ve oynayarak, birbirlerinin kültür­lerinden pek çok şey öğrenebilirler. Şaşırtıcı bir ger­çektir ki, bugün Türk çocuklarının da ders gördük­leri sınıflarda, örneğin Lâtin Amerika Şarkıları söylenmekte, ancak çocuklar bir tek Türk şarkısı bile öğrenmemektedir.”

Orta Avrupalı müzik eğitimcilerinin bu müzikle ilgilenmelerine engel olan nedir?”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM