• DOLAR
    8,2896
  • EURO
    9,7581
  • ALTIN
    501,07
  • BIST
    1,1756
Murat Sert
Murat  Sert
mrt.srt@hotmail.com
Yüksek Döviz Kuru Bir Fırsat Olabilir
  • 0
  • 23 Eylül 2020 Çarşamba
  • +
  • -

Ulusal paraların başka ülke paraları karşısındaki değeri, o ülkenin üretim gücüne ve dışa bağımlılığına göre önem arz etmektedir. Örneğin ABD’nin parası tüm dünyada geçerli bir paradır ve dünyada her geçen gün dolara olan ihtiyaç artmaktadır.  Bu nedenle ABD Federal Merkez Bankası yani ABD’nin en güçlü sekiz ailesi doları basar ve Amerikan hükümetine borç olarak verir. ABD hükümeti de FED’den borçlanarak aldığı parayı başkalarına kredi olarak verir veya kendi ihtiyaçları için kullanır. Özetle ABD karşılıksız para basarak parasının değerli olmasının sefasını sürer. Şu an dünyanın en borçlu ülkesi ABD’dir, ama bu onun için bir sorun değildir. Çünkü dünyada dolara olan talep var oldukça ABD para basarak sıkıntılarının üstesinden gelebilir.

Döviz kurları aslında tansiyon gibidir, yüksekliği de düşüklüğü de sorunlar yaratır. Genel kabul gören ekonomi kurallarına göre yüksek döviz kuru ülkelerin ihracatına olumlu katkı sağlar. Bu olumluluktan en çok yararlanan ülke ise Çin olmuştur. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşından muhtemelen haberiniz vardır. ABD, Çin’i sürekli yerel parasını değersizleştirmekle suçlar. Çünkü Çin malları ucuz olduğu ve kalite olarak ta batı endüstrisi ile rekabet edebildiği için, batılı ülkelerin pazarlarını kolaylıkla ele geçirebilmektedir. ABD’nin gücü dolarından geliyorsa Çin’in gücü ucuz üretiminden gelmektedir.

2003 yılında AKP’nin tek parti olarak göreve geldiği zamanları hatırlarsınız sanırım. Mortgage’ın finansmanı ve belediyecilik hizmetleri için Türkiye’ye verilen krediler döviz bolluğu yaratmış, bu bolluk ile ithal malları ucuz hale gelmişti. Döviz bolluğu sebebiyle Türkiye’de 2008 yılında dolar kuru 1.29 seviyelerine geldi. Piyasadaki arz fazlalığı ve ithal mallarının ucuz olmasıyla enflasyon tek haneli rakamlara geriledi ve 2009 yılında yıllık % 6.5 enflasyon oranını gördük.

Paramızın değerli hale gelmesi ve enflasyonun düşmesi herkes için sevinç kaynağıydı, fakat biz bu bolluğu yerel üretim artışına yansıtamadık. İthal edilen mallar karşısında yerel üretici pazar kaybetti ve dış ticaret açığımız Cumhuriyet rekorları kırdı, dış borcumuz ise daha da büyüdü. Günümüze geldiğimiz zaman ise döviz kurlarının korkunç rakamlara geldiğini görüyoruz. Ancak dış ticaretimize bakarsak temmuz ayında Cumhuriyet tarihinin ihracat rekorunu kırdık.  Evet Türk malları dünyada ucuz hale geldi ve küresel pazarlarda rekabet üstünlüğü elde etti.

Dış ticaretimiz açısından döviz kurunun yüksekliği bizim için bir avantaj oldu ancak döviz ile borçlanıp iç pazara yönelik iş yapan sanayici için aynı şey söylenemez. Türkiye’nin en büyük iki sorunundan biri enerjide dışa bağımlılık ve enerji maliyetleridir. Enerjideki dışa bağımlılığımız %75’ten fazladır. Bu oran ise cari açığımızın % 80 ‘inden fazlasını oluşturarak birinci sırada yer almaktadır. Enerjinin pahalı olması üretimimiz üzerinde birim maliyetlerini de arttırmaktadır. Bunun yanı sıra döviz rezervlerimizi azaltıp ekonomiyi çok kırılgan bir hale getirmektedir. Türkiye, yüksek döviz kurunu Çin örneğinde olduğu gibi kendi lehine çevirebilir. Bunun için enerjideki dışa bağımlılığın azaltılıp enerji maliyetlerinin düşürülmesi, aynı zamanda tarımsal ve endüstriyel üretimin arttırılması gerekir.

Ucuza ve çokça üretilen Türk malları iyi bir dış politika ile desteklenirse, kısa sürede tüm Türk malları dünyanın dört bir yanında alıcı bulur.   Çin gibi Türkiye’de bir Türk rüyası gerçekleştirebilir. Döviz kurlarının yüksekliği Türkiye gibi kendi kaynaklarıyla kendine yetebilen ülkeler için büyük fırsattır. Evet yerel kaynaklarımız bize yetebilir ancak çoğu kaynağımız özelleştirme politikaları ile yabancıların ellerine geçti.  Türkiye 1923’teki İzmir İktisat Kongresi’nde olduğu gibi ulusal iktisat kongresiyle ekonomik bağımsızlığı için gerekli doktrini ortaya koymalı ve ulusal ekonomi ile ulusal endüstri devriminin temellerini atmalıdır.

Döviz kurlarının yüksekliği bizim için büyük fırsattır, tabii ki önce bu fırsatı değerlendirebilecek azim ve kararlılığa sahip olmak gerekir. Eminim ki istersek bunu da başarabiliriz….

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM