Basın Gazetesi
Duvar Ressamları Geliyor
Sosyal Medyada Paylaş
12 Ekim 2020
İncilâ Çalışkan

Duvar Ressamları Geliyor

Sevgili öğrenciler,

Sizin gülerek zaman geçirmeniz daha güzel düşünmenizi sağlar. “Duvar Ressamları Geliyor” öyküme güldükten sonra siz de bir gülmece öyküsü yazın. Gözlerinizden öperim. Sevgiler.

İncilâ ÇALIŞKAN

Mahallemizin muhtarı Cevdet Amca elinde boya kutuları, fırçaları, sokağın başında görününce hepimiz merakla ona baktık. Biz, sokağımızın çocukları çizgilerimizi çekmiş çift kale top oynuyorduk. Cavit hep mızıkçılık yapıyor. Bu yüzden top oynamaktan bıktık. Okan:

“Haydi, Cevdet Amca’ya yardım edelim, dedi. Bakın elindekileri taşıyamıyor.”

Benim canım top oynamak istemiyordu zaten. Hemen topu bırakıp koştuk.

“Cevdet Amca ver elindekileri biz taşıyalım.”

Cevdet Amca şaşırdı. Terlerini mendiliyle sildi. Tatlı tatlı güldü.

“Sokağımızın aslanları! Göreyim sizi bu kutuları basketbol sahamızın yanına taşırsanız çok sevinirim.”

Biz boya kutularını kaptık. Şişman Cevdet Amca arkamızda kaldı. Koşarak, boya kutularını, basketbol sahasına taşıdık. Cevdet Amca sallana sallana bize yetişti. Göbeğini hoplatarak güldü:

“Aslanlar sağ olun. Teşekkür ederim.”

Orkun çok meraklıdır, hemen sordu:

“Bu boya kutularıyla ne yapacaksın, Cevdet Amca?”

Cevdet Amca terlerini sildi, kasketini çıkardı. Kaldırımın üzerine gazete serip oturdu:

“Şu duvarlar boş mu kalsın? Bir iki resimle şenlendireyim,” dedim.

Sokağımızın çocukları hepimiz heyecanlandık, yeni maceralar arıyoruz. Birbirimizin yüzüne baktık, gülümsedik. Aman tanrım, işte macera ayağımıza geldi. Ben hemen söze girdim:

“Cevdet Amca. Aramızda yaptığı resimlerden ödül alan ressamlar var. Biri Cavit biri de Orkun.”

Cavit havaya zıpladı:

“Ben yaptığım resimle bisiklet kazanmıştım, geçen yıl.”

Orkun sessiz kaldı. Ben onu kışkırtmak için başka isimler saymaya başladım.

“Ayça’yı çağıralım. Sibel de bize düşünceleriyle yardım eder.”

Orkun bana ters ters bakıyordu. İçimden sevindim. Oklar hedefini bulmuştu. Gizli yarışma her zaman böyle sonuçlar verir. Orkun sonunda konuşmaya karar verdi:

“Ben geçen sene en güzel martı resmini yaptım, kitap ödülünü almıştım. Duvarlara martı resimleri yaparım.”

Banka memuru Müge Teyze, öğle yemeği için evine geliyordu. Bizi dinlemeye başladı. O da isteklerini sıraladı:

“Koşan atlar yapın çocuklar. Bu insanlar kaplumbağa hızıyla hiçbir yere varamaz! Koşan atları unutmayın.”

Yücel beni tutup kenara çekti:

“İstekleri toplayıp liste yapalım biz bu akşam. Sokağımızdakiler bakalım hangi hayvanları resimlememizi istiyor. Müge teyze, bankada para saymaktan yorulmuş anlaşılan!”

Yaşlı Müzeyyen Teyze bastonuna tutunarak yanımıza geldi. At, martı sözlerini duyar duymaz:

“Küçük kuşları unutmayın! Doğa kirlendikçe sayıları azalıyor. Muhtara kuş evleri yap sokağımızın ağaçlarına as, dedim ama dinleyen yok!”

Cavit alçak sesle:

“Küçük kuşları gözleri görebilecek mi? Yolu göremiyor, baston olmasa çukurlara düşecek bir gün. Muhtara söz çarpabilmek için her fırsatı değerlendiriyor.”

Albay Reşit Amca kurumlanarak yanımıza geldi.

“Ne o muhtar, sokağımızı şenlendirme çalışmalarını mı başlatıyorsun? Çocuklar, atlar binicisiz olmaz!”

Cavit’in babası otomobilinden indi. Elleri paket doluydu. Koştuk onları da taşıdık:

“Çocuklar orkinoslar yapın. Bu yaz insanlar “Orkinos Döneri” yiyecekler. Yeni iş yerleri açıyorum tüm kıyılarımızda!”

Orkun martılarını özgürce uçurdu. Orkun’dan kalan maviliklere Cavit babasının orkinoslarını yerleştirdi. Sibel önde Ayça arkada koşarak geldiler. Sibel tüm hırçınlığı ile eline bir fırça geçirdi:

“Atlar… Koşan atlar yapılacak bu duvarlaraaa…”

Bağırırken yerdeki birkaç boya kutusunu devirdi. Muhtar amca devrilen boya kutularını söylenerek topladı, dökülenleri sildi:

“Çocuklar, boyaları yere değil duvara süreceksiniz. Çocuklarla boya işine kalkarsan işte böyle olur Cevdet Bey!”

Sonra hepimize bağırdı ama dinleyen olmadı çünkü çok heyecanlıydık!

“ Döke saça çalışmayın!”

Ayça’nın fil hayranlığını bilmeyen yoktur.

“Filler, Afrika fillerini yapacağım. Afrikalı çocukları da herkes tanısın istiyorum. Okula giderken zorluk çeken kızları ve oğlanları yapacağım. Hepsi ya öğretmen ya da doktor olmak istiyordu, belgeseldeki filimde. Halkın bu iki meslek gurubuna gereksinmesi çoktu!”

Mehmet Amca zeytin filizlerini temizlemiş, toprağı gübrelemiş yorgun argın geldi. Otomobilini park etti:

“Bu kadar hayvan ne yiyecek? Hiç ot, çimen, ağaç düşünmediniz mi? Bir de çeşme yapın, bu hayvanlar suyu nereden içecekler? Kır çeşmesini unutmayın!”

Cavit söylendi:

“Orkinoslar ot yemez ki. Benimkiler denizin içinde, su gerekmiyor.”

Ayla sevimli kediler yaptı. Murat onu kızdırmak için karşısına kocaman kaplan yapmaz mı?

Ceyda zürafayı boyadı ama başını yapmaya boyu yetmedi. Muhtar Amca ağladığını görünce kıyamadı, onu kucağına aldı. Omzuna oturttu. Böylece zürafanın başı tamamlandı.

Muhtar Amca Zeynep’e güldü:

“Kızım, o kadar uzun yılan olmaz! Tüm duvarın altını yılanla doldurma!”

Gamze dershaneden yeni dönüyordu, şenliğimize geç katıldı. Şöyle karşıdan baktı. Ellerini çırptı:

“Oh, kimse tavşan yapmamış!”

Gamze boş bulduğu her yere koşan tavşanlar yaptı. Birce müzik dersinden dönüyordu. Kemanını elinden hiç bırakmaz. Kıymetli kemanını Cevdet Amca’nın kucağına koyduğu gibi kollarını sıvadı:

“Ah, çok iyi düşünmüşsünüz bu resimleme işini! Ben de tavuskuşu yapacağım. Şöyle teleklerini açsın, yelpaze gibi. Hepimize baksın sürmeli gözlerle…”

Cevdet Amca başını salladı iki yana:

“Benim görevim hırka, palto, keman taşımak oldu çocuklar! Ben ne zaman resim yapacağım?”

Cavit kendine sonsuz güvenle:

“Cevdet Amca sen yorulma! Bize sevdiğin hayvanı söyle. Ben yaparım.”

Cevdet Amca ayağa fırladı:

“Yeter! Duvar benim, boyalar benim. Akşam oldu. Haydi evinizeeee…Kocaman bir kartal yapacağıııııım….”

Anaokulunun minik öğrencileri öğretmenleriyle müze gezisinden dönüyorlardı. Duvardaki rengârenk, karmaşık resimlere hayranlıkla baktılar. Atlar fillere, filler atlara benzemişti. Hepsi bir ağızdan haykırdılar:

“Aaaa, hayvanat bahçesine geldiiiiik… Öğretmenim girelim mi?”

Öğretmen çok yorgundu, dizlerini tutuyordu. Gözlerini kırpıştırdı:

“Hay Allah, biz giderken bu “Hayvanat Bahçesi” yoktu! Ne çabuk yapmışlar bu bahçeyi? Sonra geliriz çocuklar. Şimdi okula gidiyoruz… Acele edelim, geç kaldık.”

 

 

Bir Yorum Bırak

Tüm Hakları Saklıdır ©2020