• DOLAR
    $1.249,8100
  • EURO
    $0,2514
  • ALTIN
    $30.490,0000
  • BIST
    $124,2300
OSMANLI İMPARATORLUĞUN’DA EĞİTİM VE ÖĞRETİM…

OSMANLI İMPARATORLUĞUN’DA EĞİTİM VE ÖĞRETİM…

Eğitime, Tarihin Her Döneminde Önem Veren Türk Toplumu! Eğitime, tarihin her döneminde önem veren Türk toplumu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde çok büyük bir gerilik içine girmişti. Batı’nın artan etkisine ve yarattığı ekonomik çöküntüye bağlı olarak bir zamanlar iyi işleyen eğitim düzeni bozulup dağılmış ilkel bir geriliğe sürüklenmişti.  Çağının en ileri bilim merkezleri olan medreseler bilimden kopmuş, bilim ve yeniliğe kapalı kurumlar haline gelmişti.

Eğitim sisteminin yeniden düzenlenmesinin,  Osmanlı İmparatorluğun’da Eğitim Ve Öğretim..

İmparatorluk 19. Yüzyılın erken dönemine kadar vatandaşlarının temel eğitimini sağlama sorumluluğunu üstlenmediğinden bu anılan dönemde kamuya yönelik bir eğitim sistemi gelişmemiştir.

19. yüzyılın ikinci yarısında ordu reformu istemiyle, Bahriye; doktor gereksinimi için Tıbbiye; teknik elaman için Mühendis Mektebi ve bazı illerde Rüştiye ve İdadiye mektepleri açılmıştı. Bu süreçte öğretmen okullarının iyileştirilip yayılması ve İstanbul Darülfünun’un fakülte esasına göre yeniden yapılandırılması için de girişimlerde bulunuldu. Son dönem Osmanlı eğitim kurumlarında bilgi ve bilinç yaratmayan ezbere dayalı ve çağın gereklerinden uzak olan bir eğitim veriliyordu. Örneğin tarih uzak durulması bir konuydu ve yalnızca padişahın onay verdiği konuları kapsıyordu.

Türk tarihi diye bir dersin adı bile yoktu. Devletin Batıyla ilişkilerinin tümü çoğu kez ihanet içindeki ayrılıkçı FENER RUMLARININ ÇEVİRMENLİĞİNE KALMIŞTI!

Devletin tutarlı bir eğitim programı ve bu programı uygulayacak okulları bulunmazken, ülkenin hemen her yerinde yayılan ve yalnızca MÜSLÜMAN TÜRK GENÇLERİNİ EĞİTEN ÇOK SAYIDA MİSYONER OKULU VARDI!

Bu okullarda gençler ustalıklı yöntemlerle kimliksizleştiriliyor; özdeğerlerden uzaklaştırılarak kendilerine ve içinden çıktıkları topluma yabancılaşıyor, kendilerini eğitenlerin anlayışı yönünde davranmaya hazır kadrolar haline geliyorlardı.

1914 yılında Amerikalılara ait 45 konsolosluk 17 dini misyon ve bunların 200 şubesi ile 435 okulu vardı. 1912 yılında Faaliyet gösteren Fransızlara ait 94 okulda 22 bin 425 öğrenci okuyordu. Aynı dönemde İngilizlerin Irak ve Ege bölgesinde 2996 öğrencinin okuduğu, 30, Almanların İstanbul, İzmir ve Filistin’de 1600 öğrencinin okuduğu 10, İtalyanların Batı Anadolu’da, doğrudan İtalyan hükümetine bağlı 4, Rusların 1’i lise 3 okulu vardı.

O dönemde devlete ait lise sayısının 1923 yılında yalnızca 23 olduğu düşünülürse, misyoner okulu sayılarının ne anlama geldiğini daha iyi anlarız. Misyoner okullarının Türkiye’de hangi anlayışla çalıştıklarını ve ne yapmak istediklerini daha iyi anlamak için, geçmişte yaşanmış olayları iyice bilmek gerekir.

Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı Türk İstiklal Harbi adlı yayında Merzifon Amerikan Misyoner Okulu Direktörü George Whit’in 1918’de Amerika’ya gönderdiği bir mektup var:

“Hıristiyanlığın en büyük rakibi MÜSLÜMANLIKTIR, MÜSLÜMANLARINDA EN KUVVETLİSİ TÜRKİYE’DİR. Buradaki hükümeti devirmek için Ermeni ve Rum dostlarımıza sahip çıkmalıyız.

Hıristiyanlık için Ermeni ve Rum dostlarımız tarafından o kadar kan feda edildi ki, bunlardan birçoğu İslamlara karşı mücadelede öldüler.

Unutmayalım ki, kutsal hizmetimizin sonuna kadar daha pek çok kan akıtılacaktır.

BİZİM GÖREVİMİZ BU FIRSATI KAÇIRMAMAK VE GEREĞİNE UYGUN HAREKET ETMEKTİR..!”

Kaynak: Atatürk Vatandır Sempozyumu’da (Yeni Mesaj Gazetesi, 10 Eylül 2017, Eğitimci Yazar Sabiha Kara Mustafa tebliği)

YAZAR: Orhan ORGARUN

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
misyoner osmanlı rus sayı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?