• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
İSLÂM BİR EKONOMİK SİSTEMDİR…

İSLÂM BİR EKONOMİK SİSTEMDİR…

* “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 

İslâm’ın Liberal Ekonomik Sistemi Faizi Ve Emeksiz Kazancı Yasaklamıştır!

İslâm bir ekonomik sistemdir. İslâm hukuku devlet kurmayı öngördüğü için İslâm dünyaya geldiği ilk zamanlardan itibaren devlettir. İdare hukuku, ceza hukuku, ekonomik kuralları, amme hukuku… gibi kendine özel kanunları ile benzeri olmayan tek bir sistemdir.

İdare şekli Cumhuriyettir. Uygulamalardaki hata ve yanlışlıklar insanlara aittir. İslâm’ın kendisini asla ve asla etkilemez. Padişahlık (Saltanat) İslâmiyet’in sistemine hiç mi hiç uymaz ama uygulanmıştır. Sistem olarak hiçbir sistemin etkisinde kalmamıştır, hiçbir sistemden hiçbir kanun ve uygulama almamıştır.

Belirttiğimiz gibi eşi benzeri yoktur. İslâm’ın dünyaya çıktığı zamanda insanlar kız çocuklarını diri diri mezarlara koyup öldürüyorlardı. Sistem olarak insanlığa takdim edildiği zamanda anlaşıldığı gibi çevresinde etkilenecek hiçbir devlet ve medeniyet yoktu.

İslâm’ı insanlığa takdim eden Hazret-i Peygamber (s.a.v.) Efendimiz okuma, yazma bilmiyordu. Tahsili yoktu, takdim ettiği 40 yaşına kadar sadece ticaret yapmıştı. Dürüstlüğünün yanında bir hususiyeti vardı, çok iyi, üst düzeyde Arapça konuşuyor idi. Böylece bir yerde dünyaya gelen İslâm, hemen sistemini ve devletini kurarak insanlık tarihine girmiştir.

1300 yıl kanunların ana hükümleri içinde hiç değişiklik yapılmadan devletleri ve insanları idare etmiştir. Ana yapı ve ana yapı dışındaki uygulamaları ile her zaman bir uyum sağlayacak vasıfları vardır. Miras, Amme, Ceza hukukunu… hiçbir kanunu değiştirmemiştir. 1300 yıl caydırıcı ceza sistemine devam etmiştir. Cezaları vermekte asla gecikmemiştir. Cezaları kısasa kısas (yaptığına yaptığının karşılığı olarak belirleme) sistemiyle verildiği için insanlar tutuklu olarak cezalandırılmamışlardır. Suçluların hürriyetleri kısıtlanarak devlet tarafından bakılıp yük olmaması sağlanmıştır.

İslâm’ın Liberal Ekonomik Sistemi faizi ve emeksiz kazancı yasaklamıştır.

1300 yıl asla taviz vermemiştir, veremez de. İslâm’ın bu yapısı akıl sahipleri için çok düşündürücüdür. 1300 yıl önce bir İslam Peygamberi ile birlikte gerçek olan sistem (devlet) dünyaya çıkıyor kuruluyor. Hiçbir kültürden, devletten etkilenmiyor bu sistem. Çıkış zamanından itibaren her ülkeyi etkiliyor. Kesin olan kanunlarında ise hiçbir değişiklik yapılmıyor.

Yaşanan dünyanın her döneminde çevresi ile etkileşim insanlar ile uyum sağlayabiliyor. Şimdi bir asra yakındır dünya da böyle bir sistem olmadığı halde, “İSLAM’I TEMSİL EDİYORUM” diyen liderlerin Müslümanların çok büyük yaptıkları hatalara, bilgisizliklerine ve eksikliklerine rağmen İslâm Dini hala yaşanan dünya da aynen eskizsiz yerini koruyor. Acaba daha hala anlaşılmıyor mu?

DÜNYAYA GELMİŞ EN GÜÇLÜ VE GELİŞMİŞ OLAN BİR SİSTEMDİR…

Peki, acaba İslâm sistemi bu gücünü nereden alıyor?

İslâm sisteminin en güçlü tarafı her yönüyle insan hayatına, yaşayışına uygun olarak dünyaya gönderilmiş olmasıdır…

İnsanı en iyi tanıyan ve bilen varlık Allah’tır (c.c.)’dir. İslâm dünyaya insanların saadet içinde yaşamaları için, Allah tarafından gönderilmiştir. İnsanı en iyi tanıyan insanı yarattığı gibi yeryüzünü yaşadığımız dünyayı da yaratandır…

İslâm hukukunun kuralları tetkik edilince iyice açık bir şekilde anlaşılır ki;

KAPİTALİST, LİBERAL SİSTEMLER, KOMÜNİZM GİBİ SİSTEMLER ve diğer bütün ortaya kanun koyan sistemler, İslâm hukukunun etkisinde kalmışlardır. Bir çok kanunları ondan almış, bir çoklarını da ondan esinlenerek yapmışlardır.

Bunun çok iyi anlaşılması için kanunların ana yapılarına bakılması yeterlidir.

Kapitalist Liberal sistem mülkiyet ve miras hukukundaki gibi kabul etmiş, ondan olduğu gibi sistemine almış, kendisine göre şekillendirip yeniden değiştirmiştir. Ekonomide İslâm’ın yasakladığı

FAİZ sistemi esas alarak sistemini kurmuştur. (*) (Aslında İncil’de de/Hıristiyanlıkta da) faiz İslam dininde olduğu gibi yasaklanmıştır.

Hıristiyanlar bu hususta kitaplarına pek uymamaktadırlar. Arazi mülkiyetinde İslâm hukukunun tersini uygulayarak arazileri insanların mülkiyetine bırakmışlardır. Kapitalist sistem

Mülkiyet hakkındaki kadın erkek eşitliğine ancak 20 yüzyılın başında anca erişebilmiştir.

İslâm hukukunda kadın mülkiyet hakkını 1300 yıl önce 7. Asır’da elde etmiştirler.

Demek ki;

İslâmiyet’te kadınlar mülkiyet haklarını batıdan 1300 yıl önce kazanmışlardır…

YAZAR: Orhan ORGARUN

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?