• DOLAR
    7,7210
  • EURO
    9,0602
  • ALTIN
    470,83
  • BIST
    1,1716
İncilâ Çalışkan
İncilâ  Çalışkan
bandirmagazetecilercemiyeti@hotmail.com
Festival seramikleri
  • 0
  • 01 Eylül 2020 Salı
  • +
  • -

İncilâ ÇALIŞKAN

Sokağın başında ressam Tülin Teyze’nin çalışma salonu var. Kocası Behzat Amca seramik üretir. İkisi birlikte sergiler açarlar. Tülin Teyze sokakta çamurların arasında top oynayan çocuklara seslendi:

“Çocuklar biraz gelir misiniz? Bana yardım edin. Behzat Amcanızın beli incinmiş. Bugün gelemiyor!”

Cavit, Selma, Gül, Okan, Onur, Leyla koştular. Her zaman merak ettikleri çalışma salonunu sonunda görebileceklerdi. Behzat Amca çok titiz olduğu için içeriye hiç girememişlerdi. Hep pencerelerden bakar merak ederlerdi.

Tülin Teyze şöyle dedi:

“İlçemizin festivali yaklaşıyor biliyorsunuz. Bana yardım edin. Fırın soğumuş. Behzat Amcanız’ın seramiklerini taşıyıp şu masaya dizelim. Geldiğinde sevinsin. Ağır taşımaması, yorulmaması gerekiyor.”

Fırından çıkan seramikler çocukların gözlerini kamaştırdı. Çiçekli tabaklar, küllükler, bardaklar, saksılar, biblolar, vazolar elden ele geçirildi. Büyük masanın üstü zengin bir sergiye dönüştü. Çocuklar fısıltıyla meraklarını yenmeye çalıştılar:

“Bunun çiçekleri gerçek lale olmuş. Annem görse bayılır…”

Selma kıkırdadı:

“Güneş böyle mi olur? Ben daha güzel yaparım.”

Okan dayanamadı:

”Yelkenli yamuk olmuş Tülin Teyze!”

Tülin Teyze dolaptan elmalı kek çıkarıp masanın üzerine koydu:

“Hepinize teşekkür ederim. Şimdi ellerinizi, yıkayın ve keklerimin tadına bakın.”

Onur Okan’ın kolunu çekti:

“Ben masada bir tane kek tabağı görüyorum.”

Tülin Teyze kahkahalarla güldü:

“İşte, dedi, Çikolatalı ve portakallı kekler de sizin için…”

Onur utandı başını eğdi. Ellerini yıkamaya koştu. Kekleri yerken seramik dolu masadan gözlerini alamıyorlardı. Leyla coşkuyla sordu:

“Biz seramik yapamaz mıyız Tülin Teyze?”

Tülin Teyze yine kahkahalarla güldü:

“İşte beklediğim soru buydu. Behzat Amcanız yokken gelin sizinle birlikte seramik yapalım. Festivalde sokağımızın bir gösterisi olsun. Mahallemizi imrendirelim. Ne dersiniz?”

Bu teklife çok sevindiler. Alkışladılar. Masadaki kek tabaklarını, çatal, bıçağı topladılar. Bulaşıkları coşkuyla yıkadılar. Kuruladılar. Tabakları yerine koydular.

Tülin Teyze yine kahkahalar atarak seramik hamurundan hepsine dağıttı. Sonra resim tuvalinin başına geçti. Türküler söyleyerek tablosuna daldı gitti.

Çocuklar önce seramik hamuruyla oynamayı kolay sandılar. Sokaktaki çamur oyunu gibi olduğunu düşündüler. Uğraştıkça yanıldıklarını anladılar. Oynamaktan vazgeçip şekil verebilmek için uğraştılar. Selma terlerini silerken söylendi:

“Anneme süslü bir tabak yapabilmek istiyorum. Olmuyor, tepsi oldu bu!”

Okan terslendi:

“Annen tabağı ne yapsın! Sizin büfede öyle çok tabak var ki!”

Onur gözleri şaşılaşmış, uğraşmaktan kan ter içinde söylendi:

“Kuş yapmak ne zormuş! Kanatlarını yapıştıramadım!”

Cavit alay etti:

“Elindeki kuş mu? Hiç benzemiyor!”

Gül telaşlandı.

“Benimki de tavşana benzemedi! Ne yapacağım ben şimdi?”

Leyla sonunda pes etti. Elindeki hamuru hızla masaya vurdu:

“Benimki de yamuk küllük olsun. Ben bu seramik hamuruyla baş edemiyorum.”

Tülin Teyze Behzat Amca’nın seramiklerinin üstünü siyah bir örtüyle örttü. Resim çalışmasını bitirmişti. Çocuklara seslendi:

“Bu günlük bu kadar yeter. Haydi, çocuklar eserlerinizi fırına yerleştirelim.”

Çocuklar yorgun, utangaç ellerinde neye benzediğini bilemedikleri nesneleri fırına yerleştirdiler. Tülin Teyze hepsinin gönüllerini tatlı sözlerle aldı:

“Bunlar ilk eserleriniz, üzülmeyin! Bu seramik hamuruyla ilk tanışmanız. Seramik yapmak hiç kolay değildir. Siz cesur çocuklarsınız.”

Hepsinin eserleri fırına yerleştirildi. Fırın kapağı kapatıldı. Tülin Teyze:

“Yarın saat onda gelin. Eserlerinizi görün,” dedi.

Gece her biri rüyasında seramik hamurundan en güzel seramikleri yapabilmek için, sabaha kadar ter döktüler. Sabah olunca toplanıp Tülin Teyze’nin çalışma salonuna gittiler. Tülin Teyze masayı yine pastalarla donatmış. Türküler söyleyip kahkahalar atıyordu.  Çocukları teker teker öptü. Masaya oturmalarını istedi.

Orkun, Cavit’in kulağına usulca şöyle dedi:

“Bu gün daha çok pasta var. Her gün buraya gelsek!”

O sırada Behzat Amca telaşla kapıdan girdi. Seramik fırınını açtı. İçindekileri eline aldıkça çok şaşırdı. Fırından çıkan seramikler şöyleydi; karnından gagalı kuşlar, tepsi gibi tabaklar, kulakları karnında tavşanlar, yamuk küllükler, dört köşe tekerlekler, sinek gibi kelebekler… Behzat Amca eline ne alsa yamuktu… Üzüntü ve şaşkınlıktan bağırmaya başladı:

“Tülin, bunlar ne? Emeklerime ne olmuş? Hepsi neden yamulmuş?”

Tülin Teyze kahkahalarını koy verdi:

“Sürpriiiiiz… Behzat doğum günün kutlu olsuuuun…”

Çocuklar ellerini çırpıp bağırdılar:

“Behzat Amca onlar bizim seramiklerimiiiiz… Senin eserlerin arkandaki masadaaaa… Doğum günün kutlu olsun…”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM