• DOLAR
    7,8121
  • EURO
    9,1808
  • ALTIN
    476,66
  • BIST
    1,1742
“Cehalet, virüsten tehlikeli”

“Cehalet, virüsten tehlikeli”

1971 yılından bu yana yaz tatillerini, aralıksız olarak Erdek’teki yazlığında geçiren Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Yaz aylarında zaman zaman başka kentlere de gidiyorum ama onlar, benim için sadece gezi, Erdek ise tatil anlamına geliyor. Ben bir Erdekliyim” dedi.  

Psikolog, emekli öğretim üyesi, yazar ve televizyon programı yapımcısı Prof. Dr. Üstün Dökmen, çeşitli konular hakkında düşüncelerini açıkladı.30’a yakın kitabından birçoğunu Erdek’teki yazlığında denize bakarak yazdığını vurgulayan Dökmen, son olarak hazırlayıp, “Ay Kapanı” ismini verdiği romanında Kaz Dağları’nı anlattığını, yine “Direksiyon” isimli psikolojik romanında “Ana-baba istismarı” konusunu işlediğini, ayrıca kişisel gelişim konusunda kitaplarının da baskıya hazır olduğunu belirtti.

30’a yakın kitabından 10’u roman olup, ayrıca tiyatro yapıtları da bulunan Prof. Dr. Üstün Dökmen, bu arada bir masal kitabının da hazırlıklarını sürdürdüğünü belirterek, “Ancak bu masal kitabı çocuklara değil, büyüklere yönelik olacak” diye konuştu.

BİR ÜLKEYİ EKONOMİK KRİZ DEĞİL CEHALET BATIRIR

Koronavirüs nedeniyle ülkemizde okulların 6 aydır yüz yüze eğitim-öğretim yapamadığına dikkati çeken Dökmen, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu süre içinde birçok okul online eğitim verdiğini öne sürüyor. Ancak ülkemizdeki 10 çocuktan 7’sinin bilgisayarı yok. Birçoğunda internet bağlantısı bulunmuyor. 6 aydır yüz yüze eğitim-öğretim yapamıyoruz. Uzmanlar, pandemi sürecinin ortalama 1,5 yıl daha süreceğini belirtiyor. Çıkış yolumuz, okullarımız yüz yüze eğitim-öğretime açmaktan geçer. Tabii ki, her çeşit önlemi alarak. Bunun yöntemi ise şu olabilir. Okullar, pandemi konusundaki önlemlerini yaşama geçirdikten sonra Türk Standartları Enstitüsü’nden, ‘TEMİZ OKUL’ belgesi almalıdırlar. Okullar, 2 günde bir HES kodu almak zorunda olmalıdır. Yani okullardaki tüm öğrenciler, öğretmenler, servisçiler, hemşireler sürekli teste tabi tutulmalıdır. Tabii ki, bu konuda okullar da dürüst davranmalı ve Kovid-19 vakası ortaya çıktığında bunu gizlemeden, hemen duyurarak, vakanın görüldüğü kişiyi karantinaya aldırmalıdır.”Dünyada hiçbir virüsün yıllarca varlığını sürdüremediğine dikkati çeken Dökmen, “İnsanlık, bu virüsten de mutlaka kurtulacak. Ancak şunu unutmayalım ki, cehalet, virüsten daha tehlikelidir. Yüz yüze eğitim-öğretime geçilmediği takdirde bir nesli kaybedebiliriz” dedi.

KALİTELİ İLETİŞİMDEN YOKSUNUZ

Ülkemiz insanının “kaliteli iletişim” ve “kaliteli empati”den yoksun olduğuna işaret eden Dökmen, “Böyle olunca birbirimizi dinlemediğimiz için de anlayamıyoruz” diye konuştu.

ERDEK HAZİNE GİBİ

Erdek’teki Hacı Ömer Çarşı Camii’nin restorasyon için aylarca kapalı kaldığı, bu çalışmanın yapıldığı dönemde önüne tahta barikat çekildiğini, birçok kişinin de burada define arandığını öne sürdüğünü vurgulayan Dökmen, şöyle konuştu:

“Böyle barikatlara gerek yok. Her şey göz önünde yapılmalı. Kaldı ki, Erdek’te yer altında define aranmasına da gerek yok. Çünkü Erdek, deniziyle, temiz havasıyla, zeytiniyle, balıkçılığıyla değeri bilinmesi gereken bir definedir.”

KAZ DAĞLARI-KAPIDAĞ

Ülkemizin enerji ihtiyacına saygı duyduğunu belirten Dökmen, “Ancak Kaz Dağları, Kapıdağ gibi doğa harikalarını, enerji için bile olsa yok etmemeniz” gerekir” dedi.

İnsanlarda genel olarak oksijen, ormanlar, su ve havanın tükenmeyeceği gibi bir “efsane” olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Üstün Dökmen, şunları aktardı:

“Oksijen, ormanlar, su ve hava da, hoyratça kullanıldığı takdirde tükenir. Denizlerimizde yosunlar en büyük oksijen üreticisidir. Onları da, Karadeniz’de olduğu gibi tüketiyoruz. Karadeniz, öldü. Doğamızı korumuyoruz. Yaban hayvanlarını av adı altında yok ediyoruz. Gelecekte çocuklarımız, vahşi hayvan göremeyecekler. Zaman zaman bayramlarda, avcıların öldürdükleri domuzlar, araçların içinde sergileniyor. Yaban domuzuna bile doğanın ihtiyacı var. Doğada bir böcek bile fazla değil. Ancak doğayı koruyabilirsek, çocuklarımızın da geleceğini koruyabiliriz.”

BİZ MERT MİLLETİZ, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN İMZAMIZI ÇEKMEYİZ

Kadına şiddetin asla hoşgörüyle karşılanamayacağının altını çizen Dökmen, “İstanbul Sözleşmesi” ile ilgili olarak da şu değerlendirmede bulundu:

“Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti, bu sözleşmeye şerhsiz imza koymuştur. Birçok ülkenin ise sözleşmeye imza atarken şerhi vardır. Türkiye Cumhuriyeti, Türk insanı merttir, verdiği sözden, attığı imzadan asla geri dönmez. Bu sözleşmedeki imzasına da sahip çıkacaktır.”

Her yıl, dini bayramların ikinci günü, Erdek’teki “Ekin Kitabevi”nde imza günü düzenleme geleneğini bu yıl sürdüremediğini belirten Dökmen, “Bunun pandemiyle bir ilgisi yok. Gerekli önlemleri alarak yine gerçekleştirebilirdik. Ancak o tarihlerde, bir torunumuz olduğundan, Ankara’dan, Erdek’e gelemedik. Dilerim, önümüzdeki yıl yine yaparız” dedi.

Haber: Önder BALIKÇI

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?