• DOLAR
    $2.451,8600
  • EURO
    $1,7433
  • ALTIN
    $62.868,0000
  • BIST
    $272,7200
EHL-İ BEYT’TEN OLAN GAZİ MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK…

EHL-İ BEYT’TEN OLAN GAZİ MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK…

Muaviye mi, Gazi Atatürk mü?

Bu yazıma başlamadan önce; Ehl-i Beyt’ten olan Gazi Mustafa Kemâl Atatürk ile Ehl-i Beyt düşmanı Muaviye İbni Ebu Süfyan’ı kıyas ettiğimden dolayı çok kıymetli okurlarımızdan çok özür dilerim…

Gazi Mustafa Kemâl zamanının halifesi Sultan Mehmet Reşat’ın ve Sultan Vahdettin’in hiçbir emrine muhalefet etmemiş başta Çanakkale, Kudüs, Trablusgarp, Halep gibi cephelerde, cansiperane hizmetlerde bulunmuştur.

ASKER VE MEHMETÇİK ŞUURUYLA YANLIŞTA BİLE OLSA HALİFEYE İTAAT ETMİŞTİR…

Muaviye ise Hz. Osman’ın “ORDUNU AL MEDİNE’YE GEL, İSYANCILARA KARŞI BENİ KORU” emrine itaat etmemiş, Müslümanların halifesinin isyancılar tarafından Şehit edilmesinin en baş müsebbibi olmuştur. Hz. Osman’ın kanına yalnız eli değmemiş bilakis bütün vücudu ile bu olaya batmıştır…

Gazi Mustafa Kemâl başlatmış olduğu milli mücadele ile Halife Vahdettin’e karşı değil, VATANI İŞGAL EDEN KÜFFARA KARŞI CİHAT ETMİŞTİR. Vahdettin 17 Kasım 1922 yılında İstanbul’dan ayrıldığında halifeliğe, başka bir Osmanlı şehzadesi Sultan Abdülaziz’in oğlu Abdülmecid Efendi’yi Hilafet makamına T.B.M.M. çoğunluk oylarıyla seçmiştir.

Muaviye ise fitnenin başı olmuş, bütün ümmetin halifeliğinde biat ettiği İmam Hazret-i Ali’ye (Radıyallahü anh) isyan etmiş ve halifeye karşı ordu hazırlamıştır. İslam ümmetine öyle bir fitne sokmuş, öyle bir ateş atmıştır ki; İSLAM’IN TEVHİDİNİ TEMELDEN SARSMIŞTIR. Şer’e örnek olmuştur ve kıyamete kadar onu örnek alacaklardan, günah haznesi dolup taşacaktır…

Gazi Mustafa Kemâl saltanatı kaldırmış, halifeliğe dokunmamıştır. Seçilen yeni halifenin keyfiyetsizliğinden Osmanlı sülalesini sürmüş. Osmanlı ailesinin padişahlık için gözlerini kırpmadan birbirlerini öldürmeleri gibi bir icraata kesinlikle girmemiş, hiçbirinin kılına ve dahi mallarına zarar vermemiştir.

Bu konuda T.B.M.M. 3 Mart 1924 tarih 431 sayılı kanunun birinci maddesi şöyle der;

Halifelik, hükümet ve cumhuriyet’in anlam ve kavramı içinde esasen mevcut bulunduğundan HİLAFET MAKAMI kaldırılmıştır. Makamını kaldırıyor. Halifelik, cumhuriyet ve hükümet anlam ve kavramı içinde mevcuttur diyor. Yani T.B.M.M. dedir.

Muaviye ise Halifelik sıfatını alabilmek için gözünü kırpmadan İmam Hasan’ı zehirleterek şehit ettirmiştir. Anlaşmaya sadık kalmamış oğlu Yezid’i İslam ümmetinin başına bela etmiştir. Halifeliği lekelemiş makamını padişahlık makamı yaparak ulvilikten, bayalığa, aşağıya düşürmüştür.

Gazi Mustafa Kemal, şehit yakınlarını unutmamış Çanakkale’de ve I. Dünya Savaşında şehit olanları, Kurtuluş savaşında şehit olanlarla bir tutmuş, şehitlerin hiçbirini ayırt etmemiştir. Küffara karşı çarpışanları Osmanlı veya Türk askeri diye ayırt etmemiş yakınlarına arkada bıraktıklarına genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şefkat kucağını açmıştır.

Muaviye, İmam Ali taraftarlığında kalanları ölümle tehdit başta olmak üzere, çeşitli zulümlerle korkutmuş, Ali taraftarlığında devam edenleri işkencelere maruz bırakmıştır. Değil şehit yakınlarına aidat, ellerindeki malları gasp etmiş, hutbelerde onlara lanet okutmuştur…

Şimdi siz kıymetli okurlarım sizler karar verin, hazret denilen Muaviye, hiç Ehl-i Beyt soylu Gazi Mustafa Kemâl’le bir mukayese olunur mu?

Bakın mukayeseden Gazi Atatürk, samimi itaatkâr, Müslüman çıkar.

Muaviye ise isyan eden koltuk sevdalısı, bencil, kendi istikbalini düşünen sefih.

İmam Ahmet bin Hanbel’e göre kâfir..!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?