Aralarında CHP'li belediye başkanlarının da bulunduğu, 33'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' yargılaması üçüncü gününde sürdü.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde görülen duruşma bugün de sanık savunmalarıyla devam edecek. Dün, Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar savunma verdi.
Bugün yapılan duruşmada ise tutuklu olarak yargılanan Avcılar Belediyesi Utku Caner Çaykara, Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka, Avcılar Belediyesi çalışanı İbrahim Koçyiğit, Beşiktaş Belediyesi BELTAŞ İşletmecilik Başkanı Önder Gedik savunma yaptı.
Duruşmanın 3. gününde yaşananlar şöyle:
15:14 | MAHKEME BAŞKANI DURUŞMAYI ERTELEDİ
Esenyurt Belediyesi çalışanı Ali Fırat Baycan savunmasından sonra mahkeme duruşmayı yarına erteledi.
15:14 | BAYCAN SAVUNMA YAPTI: CEZAEVİNDE YATAK OLMADIĞI İÇİN AYLARCA BETONDA YATTIM
Adnan Acar’dan sonra Esenyurt Belediyesi çalışanı Ali Fırat Baycan savunma verdi.
Baycan savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"Söz konusu olan ihalede komisyon üyesi olarak bulunmam da tamamen tesadüftür. Şöyle ki; ihale komisyonunun kurulduğu tarihte izinli veya raporlu olsaydım, bu komisyonda üye olarak o gün çalışan başka bir arkadaşımız komisyon üyesi olarak yazılacaktı.
İhale komisyonunda üye olarak yaptığım görev; komisyon başkanı ve diğer üyelerle birlikte ihaleye teklif veren firmaların evraklarını kontrol etmekten ibarettir. O evraklar; iş deneyim belgesi, geçici teminat mektubu gibi firmalar tarafından sisteme yüklenmiş olan belgelerdir.
13 aydır tutukluyum. Silivri'de iki kış gördüm. Yirmi kişi olması gereken koğuşlarda altmış beş - yetmiş kişi kaldığım günleri biliyorum. Yeterli sayıda yatak yok diye altı ay boyunca bir pencere dibinde, beton üzerinde yattım. Efendim, insanın üzerine uyurken kar yağar mı? Benim üzerime kar yağdı. Bunlar mübarek olsun diye söylemiyorum; bunlar Silivri'nin gerçekleri. Bunlar acı ama gerçek şeyler. Koğuşlar kalabalık olduğu için havasız kalıyor, içeride sigara içiliyor ve bu yüzden pencereler açık tutulmak zorunda kalıyor; yaz-kış bu böyledir.
Bir de ailemden bahsetmek istiyorum. Babam diyaliz hastası, annem kalp hastasıdır; bu süreç ona bir de tansiyon hastalığını ekledi tabii. Bu insanlar çalışabilecek durumda değiller, yaşları altmış ve yetmiş bu arada. Bu insanlara bakmak benim sorumluluğumda, çünkü bu insanların başka bir geliri yok. Üniversite sınavlarına hazırlanan kardeşim, eğitim hayatını yarıda bırakıp çalışmak zorunda kaldı. Bu yükün küçücük bir kardeşe kalmasının bir ağabey için ne kadar yıkıcı bir durum olduğunu tahmin edebilirsiniz.
Bu arada nişanlıyım; kendisi bu hayatta yaptığım en doğru tercihtir. Eylül ayında, 2025 yılının Eylül ayında evlenmeyi planlıyordum. Fakat ben bu insana on üç ay boyunca yalnızca on iki kez sarılabildim. Efendim; hiçbir sorumluluğumun ve yetkimin olmadığı bu dosyadan adaletimize sığınarak tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum."
15:14| ADNAN ACAR SAVUNMA YAPTI
Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar savunmasını verdi.
Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Acar:
"Sayın Başkan, benim görevim gereği mal ve hizmet alımları, yapım işleri, araç kiralama ve temizlik hizmetleri yapan çok sayıda firma temsilcisiyle görüşmem normal olup bu durum hayatın olağan akışına aykırı değildir. Ne bahsi geçen kişilerle ne de bir başkasıyla; yaklaşık maliyet, gizli bilgi veya avantaj sağlayacak hiçbir usulsüz bilgi paylaşılmamıştır. Aynı dönemde mevcut iş kapsamında altı-yedi firmayla görüşme yapılmıştır. Bu görüşmeler mevzuata uygundur ve idarenin teknik kapasitesini güçlendirme amaçlı yapılan görüşmelerdir. Bu görüşmelerde şartnameye müdahale edilmesi, rekabetin kısıtlanması veya avantaj sağlanması söz konusu değildir. Maddi değeri olan, gerek 21/B pazarlık usulü gerekse 19. madde kapsamında yapılmış olan açık ihalelerin hak edişlerine bakıldığında; rekabetin engellenmediği ve iddia edilen araçların ne kadar kullanıldığının tespiti yapıldığında bu durum görülecektir.
İddia edildiği gibi belirli bir firmanın kazanması amaçlanan bir ihalede, sadece o firmaya ait araçların yazılması gerekirdi. Fakat firma ile idare arasındaki yazışmalara ve kontrollere baktığımızda; uygun olmayan ve eksik araçlar için yüklenici firmaya cezalar kesildiği görülecektir. Bunun başlangıcı da gözaltına alınmamızdan öncedir. Sözleşmeden sonra Temizlik İşleri Müdürümüz tarafından firmaya; araç eksikliği ve uygun olmayan araçlarla ilgili tebligat yapılmış, süre tanınmıştır. Akabinde de biz zaten gözaltına alınmıştık."
"Biz başta aldığımız yaklaşık maliyeti ve şartları kontrol ettiğimizde; 2024/1319543 ihale kayıt numaralı, Başakşehir Belediyesi'ne ait 'Çöp Toplama, Nakli ve Kent Temizliği Hizmetinde Kullanılmak Üzere Araç Çalıştırılması' işine ait Bu ihalenin tarihi, Sayın Başkanım, 04.10.2024'tür.
Bizim yaptığımız ihale ile aynı tarihlerdeki bu ihalenin sonuç formuna baktığımızda; yaklaşık maliyetin 101.463.000 TL olduğu görülmektedir. Bizim ihalemizin yaklaşık maliyeti ise 104.000.000 TL'dir. Söz konusu ihalenin sözleşme bedeli 81.591.000 TL iken, bizim sözleşme bedelimiz 84.000.000 TL'dir. Buradaki fark şudur: Başakşehir ilçesindeki işin süresi 21 gündür. Bizim ihalemizdeki işin süresi ise 61 gündür. Nüfusu Esenyurt'un yarısı olan bir ilçenin çöp miktarı ve iş yükü düşünüldüğünde; alınan yaklaşık maliyet ve ihale tutarının kamu yararına olduğu, açıkça görülecektir."
Aziz İhsan Aktaş'ın avukatının sorusu üzerine Adnan Acar:
"Mevcut ihalemiz, 21/B pazarlık usulü ihale sözleşmesi imzaladıktan sonra kayyum tarafından da devam ettirildi. Hatta burada iş artışı yapıldı. İş artışı yapıldı ve normalde hizmet alımlarında süre artışı olmazken, süre artışı da yapıldı. Mevcut açık ihale teknik şartnamesi ve sözleşmesi bekletildiği, imzalandığı halde bu süreçler işletildi.
Biz henüz gözaltına alınmadan önce kurum olarak firmaya zaten tebligat yaptık; eksik araçlar ve getirilmeyen araçlar ile araçlardaki eksikliklerle alakalı tespitler tutulmuştu. Bunlar zaten kayıtlarda da mevcuttur."
Ahmet Özerin kızı Ahmet özer hakkında aksi yönde ifade vermeniz için telkin oldu mu baskı hissetiniz mi diye sordu. Adnan Acar "hayır" dedi.
MAHKEME BAŞKANI UYARDI
Aziz İhsan Aktaş’ın avukatı Özer İncegül’ün üç gündür devam eden duruşmalar sırasında her sanık savunmasının ardından soru sorması dikkat çekerken, Mahkeme başkanından “yorum katmayın” uyarısı geldi.
Avukat İncegül, tutuklu Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar’ın savunmasının ardından da soru sorarken “kumpas” ifadesini kullandı.
Bunun üzerine hakim araya girerek, avukatları, soru sorarken yorum yapmamaları konusunda uyardı.
Mahkeme başkanı, Aziz İhsan Aktaş’ın avukatına hitaben, “Lütfen soru sorarken yorum yapmayın. Siz ‘kumpas’ derseniz bu yorum olur” ifadelerini kullandı.
14:30 | DURUŞMA TEKRAR BAŞLADI
Duruşmaya verilen ara sona erdi. Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka savunma verdi.
Gamze Altunay'ın aktarımına göre; Daka şu ifadeleri kullandı:
Aziz İhsan Aktaş, Yusuf A. ve Akın Kumanlı ile herhangi bir rüşvet ilişkisine girmedim. Herhangi bir iş ilişkimiz olmamıştır. Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş Belediyesi’ndeki alacaklarını tahsil etmek amacıyla rüşvet verdiğini iddia etmiştir. Akın Kumanlı ifadesinde, Utku Caner Çaykara’nın seçim çalışmaları için bana toplamda 5 defa para verildiğini ve bu paraların toplamının 5,5 milyon olduğunu aynı zamanda 16 araç teslim ettiğini iddia etmiştir. Ben, hiçbir para almadığımı söylememe rağmen tutuklanmışken, bana para verdiğini söyleyen Kumanlı ifade vermesinin ardından elini kolu sallayarak savcılıktan ayrılmıştır. Kumanlı'dan hiçbir zaman para almadığımı, kimseyle böyle bir ilişki içerisinde olmadığımı söylemek isterim. Aziz İhsan Aktaş ile Akın Kumanlı’nın iddialarına yönelik sundukları deliller banka dekontlarıdır. Bu dekontlarda benim adım geçmiyor, gerçek olup olmadığı dahi bilinmiyor. Gerçekliği araştırılmadı. Adımın dahi geçmediği bu dekontlarla benim ne alakam olabilir. Bu iki kişi arasındaki para transferleri bana yüklenmeye çalışılıyor
Tutuklu bulunduğum süre içinde 60 yaşında gencecik babamı kaybettim. Yasını dahi tutamadım. Bu acının ne kadar tarifsiz olduğunu tahmin bile edemezsiniz. Ben babamı son kez görememişken 9 aydır tek kişilik bir hücrede tutuklu bulunuyorum. Bana bu suçu atanlar ise dışarıda. Tahliyemi talep ediyorum.
13:00 | MAHKEME ARA VERDİ
Avcılar Belediyesi Başkanı Utku Caner Çaykara'nın savunmasından sonra mahkeme durulmaya 1 saat ara verdi.
12:20 | UTKU CANER ÇAYKARA SAVUNMA VERİYOR
Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara savunmasına başladı. Çaykara bizzat kendisinin verdiği ihale dosyaları ile hakkında soruşturma başlatıldığını anlattı.
Çaykara'nın ifadesi şöyle:
"Bugün size Kasım 2024 tarihinden bahsetmek isterim. Savcılık tarafından belediyemize bir yazı geldi ve ihale dosyası tarafımızdan istendi. Biz de dosyayı ilettik. Ardından gelen cevapta bu dosyanın iptal olduğu belirtildi. Bunun üzerine elimizdeki diğer dosyalar da istendi ve onları da gönderdik. Yargılanmama sebep olan dört aylık ihale dosyasını da bu kapsamda ilettik. Bu sürecin ardından uzun bir süre hakkımızda hiçbir gelişme yaşanmadı.
31 Mayıs 2025’te ise bir şafak operasyonuyla Mali Şube tarafından evimde gözaltına alındım. Üç gün boyunca belirsizlik içinde bekletildik. Bu süre boyunca hiçbir soru sorulmadı. Sağlık kontrolüne götürülürken dakikalarca tek sıra hâlinde bekletildik. Adeta bir prodüksiyon uygulanarak her anımız kayıt altına alındı ve basına servis edildi. Toplum gözünde suçlu ilan edilmeye çalışıldık.
Üç nikâh kıyıp uyuduğum, ertesi gün ise azılı bir suçlu olarak uyandığım bu durum, hem ailemi hem de beni derinden üzdü. Söyleyecek çok şey var; ancak tek diyeceğim şudur: Allah kimseye bu durumu yaşatmasın.
Hem Vatan Emniyet’te hem de savcılık sorgumda, seçime 39 gün kala adaylığımın açıklandığını ve bunun benim için ne kadar yıpratıcı bir süreç olduğunu anlattım. Silivri Cezaevi’nde geçirdiğimiz üç ay boyunca dosyada hiçbir yeni gelişme yaşanmadı.
Eylülde iddianamenin açıklanacağının ortaya çıkmasının ardından, son operasyonda Avcılar Belediyesi’ne ihaleye fesat operasyonu yapıldı. Savcılık, bu süre zarfında hiçbir aşamada ifademe başvurmadı. Süreci ve ayrıntıları ben de herkes gibi sonradan öğrendim. Söz konusu dosyaların, Kasım 2024 tarihinden bu yana savcılık masasında bekletilen ihale dosyaları olduğunu gördüm. Sonrasında iddianame açıklandı.
BİZZAT İLETTİĞİMİZ DOSYALAR
Bunları anlatmamın nedeni şudur: Biz bu dosyaları bizzat kendimiz ilettik. Etkin pişmanlık ifadelerinden önce savcılık bu ihaleleri zaten biliyordu. Aziz İhsan Aktaş, bu ifadelerden sonra serbest bırakıldı.
11 Mayıs 2025’te Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesinde, neden daha önce bir rüşvet ilişkisi kurulup kendisine tek bir soru dahi sorulmadı? Hiçbir yeni ifade ya da delil yokken, ne oldu da bir operasyonla yorumlama yapılarak ileriye dönük bir rüşvet ilişkisi kuruldu?
Bu dosya kapsamında benim hakkımda delilden kişiye gidilme yöntemi kullanılmamış, aksine kişiden delile gidilmeye çalışılmıştır. Dosyaya iki adet hukuki mütalaa ve bilirkişi raporu sundum.
Cumhurbaşkanlığı genelgesinden dolayı iptal edip geri çektirdiğimiz bir olaydan dolayı ihaleye fesat karıştırmakla suçlanıyoruz. Her iki ihalenin ihale komisyon üyelerinin de farklı kişilerden oluştuğunu görüyoruz. İptal edilip yeniden açılan bir ihale olduğu için aslında bunlar tek bir ihale. Ne kadar şeffaf olunduğunu görüyorsunuz. Tamamı mevzuata uygun hareket etmişlerdir. Ben de ne bu firmaları tanırım ne de bir irtibatım var..
"BAŞKANKEN GİRMEDİĞİM RÜŞVET İLİŞKİSİNE, ADAYKEN NEDEN GİREYİM?"
İddianamede ilk büyük ihaleye özel bir vurgu yapılması dikkat çekicidir. Seçimden hemen sonrasına denk gelen bu ulaşım ihalesi bir tercih değil, zorunluluktur. Bu ihale benden önceki yönetim tarafından belirlenmiş, biz de belirlenen çerçevede uygulamaya geçirmişiz. Kamusal zarar ya da usulsüzlük yoktur.
“Neden hukuken var olmayan bir ihale diyorum?” Başka belediyelerin adının geçtiği raporlarla Avcılar Belediyesi’ne operasyon yapılmıştır.
İhale yetkisi başlangıçta başkan yardımcısındayken, daha sonra müdürlüklere devredilmiştir. Hiçbir zaman belediye başkanının ihale yetkisi olmamıştır. Benim böyle bir yetkim yoktur. Cezai sorumluluktan kaçmak gibi bir derdim de hiçbir zaman olmamıştır.
Tek kuruş kamu zararı oluşmadan, firmaya hiçbir menfaat sağlanmadan ihale yerine getirilmiştir. Firmaya ceza kesilmiştir. Bu, kesilen en yüksek cezalardan biridir. Neden ceza kestik? Lojistik sebeplerle, denetime tabi tutarak, taviz vermeden 1 milyon 300 bin lira ceza kestik. Bu ceza yalnızca yaşanan aksama nedeniyle kesilmiştir. Biz görevimizi yerine getirmişiz.
Belediye başkanıyken girmediğim bir rüşvet ilişkisine, belediye başkanı adayıyken neden gireyim? Daha seçilip seçilmeyeceğim bile belli değilken böyle bir ilişkiye girmem nasıl mümkün olabilir? Hayatımın hiçbir alanında, ihale almak amacıyla bu tür bir rüşvet ilişkisine girmedim.
İddianamede, ‘31 Mart 2019 tarihinden sonra kamu görevlisi sıfatını kazanan Rıza Akpolat’ın bu tarihten önceki sıfat yokluğundan rüşvet suçu oluşmayacaktır’ yazıyor. Ben de bunu ifade etmeye çalışıyorum. ‘Sıfat yokluğundan rüşvet suçu oluşmayacak’ derken, tek bir etkin pişmanlık ifadesiyle tutuklanıyorum, ileriye dönük rüşvet ilişkisi kuruluyor ve huzurunuzda yargılanıyorum.”
Savunmasının son kısmında, İddianamede zarar gören kurumun Avcılar Belediyesi olarak yazıldığını hatırlatan Çaykara, “Ben size Avcılar Belediyesi’nin neyden zarar gördüğünü anlatayım… 8.5 aydır seçilmiş belediye başkanından mahrum kaldığı için zarar görmüştür. Deprem deyince akla Avcılar gelmektedir. Kaybedecek tek bir saniyemiz bile yokken 8.5 aydır burada tutukluyuz”
EŞİNE YAZDIĞI MEKTUP...
Cumhuriyet Gazetesi'nden Batuhan Serim'in aktardığına göre; Savunmasına devam eden Çaykara, notlarını karıştırdı. Çaykara, eşine yazdığı mektubu mahkeme heyetine verdiği raporun arasında unuttuğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Dün eşime yazdığım mektup Sayın Başkan”
Bu anlar salonda gülüşmelere neden oldu.
Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın savunması sırasında annesi Aslı Çaykara göz yaşlarına hakim olamadı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik anne Çaykara'ya sarılarak destek verdi.
12:00 | KOÇYİĞİT SAVUNMA VERDİ
Gedik’ten sonra Avcılar Belediyesi çalışanı İbrahim Koçyiğit'in savunmasına geçildi. Koçyiğit şu ifadeleri kullandı:
“Görev yaptığım süre boyunca kimseden ya da bir makamdan talimat almadım. Kimseye talimat da vermedim. Yaptığım işlerde tek şeye baktım; kanunlar, kurallar ne diyorsa onu yaptım. Mevzuat ne gerektiriyorsa onu yaptım.
İhaleye fesat karıştırmakla suçlanıyorum. İddia edilen ihalelerde üzerime düşen ne varsa eksiksiz yaptım. Tüm süreç mevzuata uygun yürütüldü. İhalemiz ilerlerken kurallar değişti, ihale yetkilisinin onayı ile ihaleyi iptal ettik.
İddia edildiği gibi kimseden talimat almadım, baskı altında kalmadım. Kanunlar ne dediyse onu yaptım. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum, iki ihalenin konusu da aynıdır. Her iki ihalenin de mevzuata uygun yürütüldüğü, mevzuata aykırı olmadığı görülmektedir.
İhalelerin yaklaşık maliyetini, yetkisi olmayan kimseyle paylaşmadım. İlgilisi olmayan kişilere ulaşmaması için kanun ne emrediyorsa onu uyguladım. Aleyhime hiçbir somut delil, belge bulunmamasına rağmen 6 aydır tutuklu bulunmaktayım. Mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum.
İhale sanki birisine verilmiş gibi bir suçlama kabul edilemez. İhalelerin usulsüz olduğu iddiası, saydığım delillerle birlikte, dinlenmemelidir.
ÇAYKARA İLE TEMASIM YOK
Belediye başkanı Utku Caner Çaykara ile söz konusu süreçle ilgili herhangi bir temasım olmamıştır. Kendisi beni görse tanımazdı, iki gün önce alt katta karşılaşana kadar. Yargılanmaktan kaçmıyorum, bu süreç sonunda aklanacağıma inançla adaletin tecelli etmesini bekliyorum.
Ne gerekçeyle tutuklandığımın cevabını kendime hala veremedim. Adil yargılanmadım, adil yargılanma hakkımı talep ediyorum. Aort damarında genişleme ve yüksek tansiyon hastasıyım, tutuklu bulunduğun 6 ayda kontrollerime gidemedim. Koğuş 35 kişilik ama 70 kişi kalıyoruz. Sağlık durumum ciddi risk altında. Kanundan da yargılanmaktan da kaçmıyorum. Aksine aklanmak istiyorum.”
11:45 | SAVUNMALAR BAŞLADI: GEDİK SAVUNMA YAPTI
Tutuklu yargılanan Beşiktaş Belediyesi BELTAŞ İşletmecilik Başkanı Önder Gedik savunma yaptı.
Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Başkanı Önder Gedik, Beltaş Yönetim Kurulu Başkanlığına Mayıs 2024’te atanana kadar Beşiktaş Belediyesi’nde CHP Meclis Üyesi olarak görev yaptığını belirtti. Gedik, hastanenin satışından maddi menfaat temin etmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, “Usulsüzlük iddialarını reddediyorum. Satış işlemi, Beltaş’ın borçlarının ödenmesi için yapılmıştır. Ozan İş, bana hastanenin satışının yapılması gerektiğini söyledi ve bu satıştan Rıza Akpolat’ın bilgisinin olduğunu tarafıma bizzat bildirdi.” dedi.
Ozan İş ile arasında geçen konuşmanın ardından Rıza Akpolat’ı teyit etmek için aradığını belirten Önder Gedik, “Akpolat bana söz konusu satıştan bilgisinin olduğunu, satış işlemi tamamlandıktan sonra meclis üyelerine bilgi vereceğini söyledi. Sonrasında kendisi meclis üyelerine bilgi vermiştir. Ozan İş ve Mustafa Mutlu satış işlemlerini yönetmiştir. Satış, ihale yoluyla gerçekleşmiştir.” dedi.
İhale sürecini takip etmediğini söyleyen Gedik, satış günü Aziz İhsan Aktaş ile tanıştığını belirterek, “Satıştan elde edilen 70 milyon, Beşiktaş Belediyesi’nde maaş ödemelerinde kullanılmak üzere gönderildi. 400 milyon ise Beltaş’ın borcu için belediyeye aktarılmıştır.” dedi.
Mahkeme başkanı Oğuzhan Gül, Önder Gedik’e soruşturma aşamasında verdiği ilk ifadede Rıza Akpolat’ın satıştan bilgisi olmadığını söylediğini belirtti. Ancak ikinci ifadesinde “Rıza Akpolat’ın bilgisi vardı.” dediğini hatırlatarak, “Hangi ifadeniz geçerli?” diye sordu. Gedik, Akpolat’ın bildiğine dair beyanının geçerli olduğunu söyledi.
Rıza Akpolat’ın avukatı, Önder Gedik’e soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadede herhangi bir baskı ya da tehdit olup olmadığını sordu. Gedik, “Hayır, bir baskı olmadı.” cevabını verdi.
11:00 | HEYET BAŞKANINDAN AKIN GÜRLEK'E AİT SÖZLER
Aziz İhsan Aktaş 3. Günde de salonda hazır bulundu.
Tutuklu sanıklar salona getirilirken daha önce yapılan uyarılar nedeniyle izleyiciler, tutuklu yargılanan belediye başkanlarını sessizce el sallayarak selamladı.
Hakim, duruşmanın saat 10.00’da başlaması gerektiği ancak dün yaşanan fotoğraf ve video hadisesi nedeniyle duruşmanın 11.00’de başladığını söyledi. Avukatlar bu durumu eleştirdi.
Mahkeme başkanı şu ifadeleri kullandı:
“Biz yargılamayı sağlıklı ve düzgün bir şekilde yapmak istiyoruz. Duruşma disiplinin bozulması en çok da sanıkları etkiliyor. Biz titiz çalışan bir heyetiz, bilirsiniz anlamışsınızdır zaten. Sakin ve sessiz bir ortamda bizim sanıkları can kulağıyla dinlememiz gerekiyor. Ben savunmaları alırken notlar alıyorum, arkadaşlarım da dahil. Burada hareketlilik olunca bizim de dikkatimiz dağlıyor, sanıkların da dikkati dağılıyor. Ses ve görüntü kaydı suç. Defalarca söyledik. Bu arada izleyicilerin yüzde 98’i iyi niyetli bunun farkındayız, dünkü karardan vazgeçmemizin nedeni de bu. Duruşma salonunda çok fazla hareketlilik olmasın, sanıkların ve heyetin dikkati dağılıyor. Dikkat edelim lütfen.”
AKIN GÜRLEK'LE AYNI SÖZLER
Mahkeme heyeti başkanı, salon düzeninin bozulması nedeniyle uyarılarını yaparken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'in sözlerini tekrarlayarak “Biz ifadelere, savunmalara kuyumcu hassasiyetiyle bakıyoruz” dedi. Gürlek bu ifadeleri İBB soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada kullanmıştı.
Aziz İhsan Aktaş davasında ikinci gün | Karalar savunma yaptı duruşma yarına ertelendi
Kaynak: Aziz İhsan Aktaş davasında üçüncü gün bitti | Çaykara savunma yaptı, duygusal anlar yaşandı...



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.